23 Kasım 2015 Pazartesi

KEMİKLERİN SESSİZ HIRSIZI OSTEOPOROZ...

Osteoporoz, kemiklerin dayanıksız hale gelmesine yol açan kemik kütlesi azalması olup, kemiklerin basit bir düşme sonucu bile kırılabilmesine neden olan bir hastalıktır. Bu şekilde adlandırılmasının nedeni belirgin bulgular vermeksizin kemiklerde zayıflamaya neden olacak şekilde mineral kaybına yol açmasıdır.Bu hastalığa yakalanan kişiler kemiklerindeki zayıflamayı fark edemezler.Gerçekten de pek çok kişi kemik kırıkları ortaya çıkana dek osteoporoz hastası olduklarının farkında değildirler. Özellikle kadınlarda ve menopozdan sonra daha sık görülür. Bunun nedeni menopozdan sonra kadınlık hormonunun azalmasıdır.

Osteoporoz oluşumu ile ilişkili belli başlı risk faktörleri:

  • Yaş ilerledikçe osteoporoz riski artmaktadır, özellikle kadınlarda 65 yaş üzerinde ve erkeklerde 70 yaş üzerinde
  • 40 yaştan sonra travma olmaksızın veya çok ufak travma ile geçirilmiş kırık öyküsü
  • Kadınlarda düşük östrojen, erkeklerde düşük testosteron düzeyleri
  • Kadın ve erkeklerde düşük vücut ağırlığı
  • Sigara içiyor olmak veya geçmişte sigara içme öyküsü
  • Boy uzunluğunda azalma
  • Birinci derece yakınında osteoporoz ve/veya kırık öyküsü
  • Bazı hastalıkların bulunması
  • Bazı ilaçların sürekli kullanımı

Osteoporoz ile ilişkili olan hastalıklar:

  • Çölyak hastalığı
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım bronşiale
  • Hiperparatiroidi
  • Hipertiroidi
  • İnflamatuvar barsak hastalığı
  • Böbrek taşı hastalığı
  • Romatoid artrit hastalığı
  • Kanser

 Osteoporoz ile ilişkili kemiğe olumsuz etkisi olan ilaçlar:

  • Epilepsi ilaçları
  • Meme kanseri için kullanılan bazı ilaçlar
  • Kortizon
  • Proton pompa inhibitörleri
  • Selektif seratonin geri alım inhibitörleri
  • Tiroid hormon tedavisi
  • Lityum
  • Metotrexat
  • Antiasitler
  
Osteoporozun tanımlanması; hastalığa ait risk faktörleri ile birlikte kemik yoğunluk ölçümlerinin birlikte değerlendirilmesi ile yapılmaktadır. Osteoporoz hastalığına ait risk faktörlerini değiştirilemeyen ve değiştirilebilen risk faktörleri olarak iki grupta ele alabiliriz. Osteoporozun ve buna bağlı kırıkların önlenmesinde özellikle değiştirilebilen risk faktörlerinin göz önüne alınarak düzeltilmesi önem taşımaktadır. 

Değiştirilemeyen risk faktörleri:

  • Yaş
  • Kadın cinsiyet
  • Aile öyküsü
  • Daha önceki kırık öyküsü
  • Irk, etnik köken
  • Menopoz, histerektomi
  • Uzun süreli glukokortikoid tedavi
  • Romatoid artrit
  • Erkekte primer/sekonder hipogonadizm

 Değiştirilebilen risk faktörleri:

  • Alkol
  • Sigara
  • Düşük vücut kütle indeksi
  • Beslenme sorunları
  • Vitamin D yetersizliği
  • Yetersiz egzersiz
  • Diyet ile düşük kalsiyum alımı
  • Sık düşmeler

Hangi tür egzersizler yararlı olur?

Güçlü kemik ve kaslara sahip olmak ve korumak için yaşam boyu sürdürülecek egzersiz hayati derecede öneme sahiptir. Egzersizle kaslar gibi kemiklerde güçlü ve sağlam hale gelir. Yatağa bağımlı hastalarda hareket azaldığı için ciddi kemik kayıpları ortaya çıkar. Ağırlık yükleyici egzersizler ve direnç egzersizleri kemik sağlığı için en iyi egzersizlerdir. Ağırlık yükleyici egzersizdeki “ağırlık”la ayaklarınız ve bacaklarınızın taşıdığı vücut ağırlığınız kastedilmektedir. Yürüyüşler, yavaş tempolu koşular, merdiven çıkmalar ve danslar ağırlık yükleyici egzersizlerin örnekleridir. Direnç egzersizleri ağırlık kaldırmak ve ağırlık makineleri ile yapılan egzersizlerdir. Günlük yaşam aktiviteleri ve çoğu sporlar bu iki tür egzersizin değişen oranlarda karışımını sağlar. Aktif bir yaşam tarzı kasları ve kemikleri güçlendirir. Yaşlı insanlar bu konuda bilgili bir sağlık personelinin düzenleyeceği egzersiz programını uygulamalıdırlar. Kişinin sağlık durumuna göre düzenlenmiş egzersiz programı yürüyüş, merdiven inip çıkma gibi düşük etkili aktiviteleri içerebilir. Osteoporoza bağlı kırıkların büyük bölümü düşmeler sonucunda ortaya çıktığından egzersiz programları denge eğitimi de içermelidir.
 Osteoporoz tedavi edilebilir mi?
Osteoporoz önlenmesi ve tedavisinde kullanılan bir grup ilaç mevcuttur. Ne var ki bu ilaçlar bir dereceye kadar kemiğin kendisini yenilemesine yardımcı olmalarına karşın osteoporozu “tedavi” etmezler. Bu nedenle ilaç tedavisini altındaki hastalarda kemik sağlığı için diğer önlemlere uymak zorundadır. Tedavide kullanılan ilaçlar kalsiyum, D vitamini, bisfosfonatlar, hormon tedavileri ve kalsitoninler gibi değişik ilaç gruplarını içermektedir. Bu ilaçlar hekim tarafından hastanın durumuna uygun biçimde seçilerek kullanılırlar. Bende osteoporoz var mı? Ne yapmalıyım? Yukarıda anlatılan belirti ve bulgular ışığında sizde Osteoporoz hastalığı olabileceğini düşünüyorsanız, bu durumu aydınlatmak için “kemik yoğunluğu ölçümü” testini yaptırmanız gerekir. İç hastalıkları uzmanlarımız testin yapılması ve yorumlanmasında size yardımcı olacaklardır.

22 Kasım 2015 Pazar

TÜKETİLEN KIRMIZI ETİN MİKTARI ÖNEMLİ !!!

Etİnsanlardahayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabakaya,    kasaplıkta ise hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesine denir.
Et, protein bakımından oldukça zengin olduğundan ve damak zevkine uyduğundan Türkiye'de sıkça tüketilen bir besin kaynağıdır. Sığır eti ve Koyun eti en çok tüketilen et türü olsa da yavruları olan dana ve kuzu da oldukça rağbet görmektedir. Yine bu gruba giren Keçi, Deve ve Geyik gibi etler ise gerek ekonomik koşullar, gerekse geleneksel alışkanlıklar nedeniyle fazla tercih edilmez. Kırmızı Et grubuna giren bu etler dışında tavuk ve balık eti tüketimi de oldukça yaygındır. Son yıllarda ülke çapında hindidevekuşu ve off-shore yetiştirilen kültür balıkları gibi alternatif beyaz et türevleri de ciddi anlamda pazar bulmaya başlamıştır.

Etin Besin Değeri:
Etin besin değeri yüksektir. 100 gr ette 15-20 gram protein bulunur. Etin içinde ayrıca bol miktarda demir, fosfor, bakır elementi başta olmak üzere A, D ve B kompleks vitaminleri vardır.
Özellikle karaciğer A ve D vitamini yönünden oldukça zengindir.
Etin Özellikleri:
Etle beslenirken etin özelliklerini bilmekte fayda vardır. Eti üç sınıfa ayırmamız gerekir. Bunlar hafif etler, yarı hafif etler, ağır etlerdir.
Hafif etler: Dana, piliç ve tavşan eti ile karaciğer ve beyin hafif ettir. Bunların sindirimi kolaydır. Bu etlere hafif etler denir.
Yarı hafif etler: Bu etler sınıfına koyun eti, sığır etinin bazı parçaları girer. Bu etler hafif etlere göre sindirimi biraz zordur ve hafif yağlıdır.
Ağır Etler: Kaz ve ördek eti ile koyun ve sığır etinin yağlı kısımları ile domuz etinin tamamı ağır etler sınıfındandır. Sindirimi zordur. En ağır ve sindirimi zor olanda domuz etidir.
Etin Faydaları Nelerdir:
Etin faydası küçümsenemeyecek kadar fazladır. İnsanların yaşamlarını idame ettirmeleri için iyi ve sağlıklı beslenmesi için etle beslenmek şarttır.
Aşırı tüketilmemesi gereken kırmızı etin faydaları arasında en önemlisi kansızlığa karşı etkili olmasıdır. Kırmızı etin içerisinde yüksek miktarda bulunan demir minerali vücudu kansızlığa yani anemi hastalığına karşı korur. Düzenli et tüketimi sayesinde özellikle kadınların ve gelişme çağındaki çocukların sık yakalandığı bu rahatsızlığa yakalanma riski azaltılabilir. Kırmızı etin faydaları arasında önemli olan bir diğeri de dokular üzerindeki etkileridir. Kırmızı ette bulunan protein, dokuların gelişmesini ve tamirini sağlamaya yardımcı olur. Yüksek protein içermesinden dolayı sporcular tarafından sıklıkla tüketilmeye çalışılan kırmızı et, kasların kuvvetlenmesini ve gelişmesini sağlar. Bağışıklığı güçlendiren en önemli besin kaynaklarından biri olması da kırmızı etin faydaları arasında sayılabilir. Hamilelik döneminde hem annenin sağlığı hem de bebeğin gelişimi için kırmızı et tüketilmesi gereken besinler arasındadır.  Sinir sistemi üzerinde de olumlu etkileri bulunan kırmızı etin faydaları için hafta da en az iki kez tüketilmesi yeterli olabilir. Haftalık et tüketim miktarı kişinin yaş, kilo ve enerji kaybı gibi etkenlere göre değişiklik gösterebilir. Beslenme programında mutlaka yer verilmesi gereken kırmızı et, diğer birçok besinde olduğu gibi aşırı tüketilmemelidir. Kırmızı etin aşırı tüketimi kolesterolün yükselmesine ve kalp hastalıklarına yakalanma riskinin artmasına neden olabilir.
Vücudumuz için gerekli olan proteinin en zengin kaynaklarından olan kırmızı etin faydaları için haftada iki kez tüketmek yeterli olabilir. Tükettiğiniz etin az yağlı olması kadar pişirme yöntemleri de önemlidir. Eti kızartmak yerine haşlamak, ızgara yapmak veya fırında pişirmek, sağlık açısından daha faydalıdır. Ayrıca sindirimi zor olan kırmızı et iyice çiğnenmelidir. Günümüzde sıkça tüketilen salam, sosis, sucuk gibi ürünler kırmızı et yerine tüketilmemelidir. Birçok kimyasal işlemden geçen bu ürünlerin yararından çok zararı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

21 Kasım 2015 Cumartesi

BALIK MEVSİMİNDE YENMELİ...

Harvard Üniversitesi uzmanlarının balığın sağlığa etkileri üzerine yaptığı çalışma, balığın insan vücuduna olan faydalarını ortaya koydu. Son 20 yılda bu konuda yapılan araştırmaları bir araya getiren uzmanlar, balığın yararları yanında zararının çok az olduğu sonucuna vardı. Araştırma sonuçlarına göre balığın faydaları saymakla bitmiyor. Araştırmalar, balık yemenin kalp hastalıklarından ölüm riskini yüzde 36 oranda azalttığını ortaya koyuyor. Yağlı balığın daha fazla omega3 içermesi nedeniyle de sağlığa daha yararlı olduğu çalışmadan çıkan bir başka sonuç. Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için hafta iki öğün balık yenmesini tavsiye ediyor.
Peki hangi balık türünü hangi aylarda yemek hem besleyicilik hem lezzet açısından daha mantıklı?
Bildiğiniz üzere gelişen soğuk depo üniteleri ile birlikte mevsiminde olmasa bile herhangi bir balığı tüketmek mümkün. Ancak uzmanların dediğine göre dondurulmuş balık her ne kadar içeriğinden çok fazla bir değer kaybetmese de yine de denizden yeni çıkmış gibi de olmuyor. Bu durum lezzeti içinde geçerli.

Haftada en az iki kez balık tüketilmesi tavsiye edilmekte. Aynı zamanda balık dolapta çok tutulmadan tüketilmeli. Alındığı gibi yapılmalı. Ülkemizde kişi başına yıllık tüketim 8 kilogram ile pek çok ülkeye göre oldukça düşük. Aslında mevsimin de fazlasıyla ekonomik fiyatlara da taze balık alabilmek mümkün. İşte bu sebeple hangi mevsimde hangi balık çok çıkar sorusu bu sebeple önemli hale geliyor. Arz-talep dengesi gereği balığın çok olduğu aylarda o balık ekonomik bir fiyata düşüyor. 
YARARLARI
Balığın Göz Sağlığına Faydaları:Göz en önemli duyu organlarımız arasında yer almaktadır. Gün içerisinde hatta yaşam boyunca pek çok dış etkene maruz kalmakta bu da göz sağlığı açısından tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca çocukluk çağında ki yeterli miktarda A vitamini ve fosfor tüketilmemesi de gözün gelişimini etkilemektedir. İleriki dönemlerde göz sağlığını tehdit eden bu durum göz hastalıklarına da kapı aralamaktadır. Göz bozukluğu başta olmak üzere pek çok hastalıktan korunmanın temelinde sağlıklı beslenme ve gerekli olan vitamin ve minerallerin alınması bulunmaktadır. Balık ise göz sağlığı için tahmin edilenin çok daha üzerinde önemlidir. Hafta da en az 2 kere balık tüketenlerin göz hastalıklarına yakalanma riski azaltmakta ve gelişme çağında gözlerin gelişimini sağlıklı olarak tamamladığı görülmektedir. Bu önem sadece yetişkinler ya da çocuklar için değil hamilelerinde bol miktarda balık tüketmeleri yine uzmanlar tarafından önerilmektedir.
Balığın Zihin Üzerindeki Faydaları: Fosfor ve Omega yağları balıkta bol miktarda bulunmaktadır. Kişilerin zihinsel gelişimleri anne karnın da dengeli ve sağlıklı beslenme ile başlamaktadır. Ve doğumun ardından da bu zihinsel gelişim devam etmektedir. Zihinsel gelişimin tamamlanması ve bu gelişimin pozitif yönde sağlanması balık içerisinde yer alan besin öğeleri ile en üst seviyede sağlanabilmektedir. Yine yaşın ilerlemesi ile birlikte hafıza kaybı, Alzheimer gibi hastalıklar ile karşılaşma riski de artmaktadır. Oysaki hafta da iki ya da üç kez balık tüketilmesi bu tip rahatsızlıklar ile karşılaşma riskini de azaltmaktadır. Ayrıca balık felç riskini de % 10 – 15 oranında azaltmaktadır.
Balığın Çocuk Sağlığına Faydaları: Çocukların dengeli ve sağlıklı beslenmeleri ilerleyen zaman da onların zihinsel ve bedensel faaliyetleri üzerinde ki etkileri tartışmasızdır. Her anne baba çocuğunun daha sağlıklı ve aktif olması için çaba harcar. Ancak kimi zaman bazı noktalar bazı besinler ihmal edilebilmektedir. Balık çocukların gelişimde çok önemli bir yere
Balık Kalp Hastalıklarını Önler: Amerika ve Danimarkada yapılan araştırmalar düzenli olarak balık tüketen kişilerin kalp hastalıklarına yakalanma riskinin %50 oranında azaldığını ortaya koymuştur. Balığın bol miktarda içerdiği Omega-3 yağları ayrıca kandaki yağ düzeyini dengeler.
Balık Alzheimer Riskini Azaltır: Haftada bir kez bile balık tüketmek büyük oranda Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır. Balığın zihin üzerinde faydalarından yazının başında bahsetmiştik fakat özellikle Alzheimer hastalığını engelleyici özelliğinin olduğunu vurgulamak için yeni bir başlık açarak özellikle bu hastalığa yakalanma riskini düşürmeniz için önemine vurgu yapmak istedik. Balığın Alzheimer hastalığını azalttığına dair bir çok bilimsel araştırma sonucu vardır.
Cilt ve Saç Sağlığını Korur:  Balığın bol miktarda içerdiği omega-3 yağları saç ve cilt sağlığı içinde büyük önem taşımaktadır. Bu konuyla alakalı yapılan bilimsel araştırmalar bir cilt hastalığı olan sedef hastalığına karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca balık saç salığının korunmasına yardımcı olan besin ve mineraller içerir.
Sinir Sistemi için Faydalıdır: Özellikle depresyon sorunu yaşayan kişilere verilen ilaçlar da omega-3 yağlarının içermesine dikkat edilir. Balık bol miktarda omega-3 yağı içerdiği için depresyonla mücadeleyi arttırıcı özelliği vardır. Bazı sağlık uzmanları kapsül halinde hamilelik ve hamilelik sonrası balık yapı kapsülleri önermektedir.
Balık Spermleri Güçlendirir: Balığın diğer meyve ve sebzelere göre spermeleri güçelndirme noktasında daha etkili olduğu bilimsel çalışmalar sonucu ortaya konulmuştur.Bu yüzden erkeklerin düzenli olarak balık tüketmeleri bir çok faydası dışında sağlıklı sperm oluşumuna katkıda bulunur.

19 Kasım 2015 Perşembe

SİYATİK DE ARADA YALAN SÖYLER !!!

Kalça arka kaslarının en önemlilerinden biri piriformis kasıdır. Bu kasın altından, pelvis (leğen) kemiği oluğundan çıkan siyatik sinir geçer. Siyatik sinirin çeşitli nedenlerle piriformis kası ile leğen kemiği arasında sıkışmasına piriformis sendromu veya siyatik sinir sıkışması hastalığı denir. Siyatik sinir sıkışması, ani veya sürekli hafif travmalar nedeni ile yumuşak doku travmasının meydana gelmesi ve bu dokunun altında seyreden siyatik sinire bası oluşturarak onu hasarlaması olarak tarif edilebilir.

Bel fıtığıyla karışabilir

Bacak arkasında, ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, yürümede zorluk gibi belirtileri sebebiyle bel fıtığıyla karıştırılabilir.
Piriformis Sendromunun iki tipi  vardır. Birincisi; yapısal olarak piriformis  kasının kısa olmasından kaynaklanır. Erken dönemde piriformis kasını uzatıcı ve germeyi sağlayıcı uygun egzersizler ile problem önlenebilir.
İkincisi;  travma veya bölgesel kan dolaşımının azalmasıyla kasın spazma  girmesiyle oluşur..Sebebi belirleyerek tedaviyi düzenlemek gerekir.

Piriformis kasında,bel omurga veya kaslarındaki  problemler, yanlış yapılan egzersizler,ani ve ters hareket, uzun süreli oturmak( oturarak çalışma, uzun süre yolculuk ,bisiklete binmek) ya da aşırı kullanımdan dolayı kas spazmı oluşur.kastaki kasılma altındaki siyatik siniri sıkıştırarak, ağrı ve his bozukluklarına yol açar
Belirtileri;

Bel ağrısı, kalça ağrısı, uyluk ağrısı, bacağın arkasına vuran ağrı sık görülür. Bazen de siyataljiler olabilir. Sert zeminlere oturmakla ağrı artar. Ayağa kalkmak ağrıya neden olabilir. Aynı taraftaki ayakta dışa dönme olabilir. Kalça iç rotasyonda da iken alt ekstremitenin abduksiyonu (orta hattan uzaklaşma) kısıtlıdır. Ağrı daha çok uylukta hissedilir. Siyatik sinir basısı varsa bacağa ve ayağa vurur. Bu durumda radikülopati ile karışabilir. Pudendal sinir tutulumu varsa perine (cinsel organların bulunduğu bölge) ağrı ve seksüel ilişki esnasında ağrı olabilir.
Nedeni
 Mikro/makro travmalar sonucu ortaya çıkan yumuşak doku travmasıdır. Kalça eklemine yapılan ameliyatlar ve ortopedinin protez operasyonları da siyatik sinir ve piriformis kasının yaralanmalarına inflamasyonlarına vede kas spazmına neden olabilir. Uzun yürüyüş, koşma gibi kasın kötü kullanımı / kasa direkt bası oluşturan sert zemine oturma/ dar kıyafetler mikrotravmalara neden olur. Bu şekilde oluşan direkt kompresyona; sık sık sert zemine oturup kalkmakla oluşan vale nöriti de örnek olabilir. Darbeler sonucu oluşan yerel kanamalar ise makrotravmalara örnektir. Piriformis sendromu ile ilişkili şikayetler, siyatik sinirin sıkışması ile meydana gelir. Bu sıkışma birçok nedenden dolayı olabilir. Aşırı kullanma/ tekrarlayan travmaya bağlı olarak piriformis sendromu oluşabilir. Akut travma ile de çok çeşitli piriformis sendromları tanımlanmıştır. Uyluğa gelen kaba bir darbenin kanamaya neden olduğu görülmüştür. Siyatik nöropati genellikle enjeksiyonlardan hemen sonrada ortaya çıkabilir ve çoğunlukla ağrısızdır. 
Piriformis Sendromu’nun tedavisi nasıl yapılır?

Rehabilitasyonda piriformis kasının uzatılmasına çalışılır. Bunun için germe egzersizleri ve pilates, uygulanan yöntemler arasındadır. Hastaya ayrıca ağrıyı ortaya çıkaracak aktivitelere kısıtlama getirerek günlük yaşam düzenlemeleri de tavsiye edilir. Bağdaş kurarak oturmak, uzun süre sert zeminde oturmak, sıçramalı sporlar yasaklanır. Her sabah evde germe egzersizleri yapması istenir. 

Son yıllarda popülarite kazanan manipülatif rehabilitasyon programları ile sinir ve kas mobilizasyon tedavileri ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. İlaç tedavisi kısmen etkilidir. Ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi eşliğinde kortizon enjeksiyonun başarılı olduğuna dair yayınlar mevcuttur.  Cerrahi tedavi, fizik tedavi ve enjeksiyona rağmen geçmeyen ağrısı olan hastalarda gereklidir. Kas, uyluk kemiğine yapıştığı yerden kesilerek gevşetilir.

17 Kasım 2015 Salı

MASAJLA GELEN SAĞLIK...

Masajı ilk kez Çinliler günümüzden 3 bin yıl önce uyguladı. Daha sonra Eski Yunanlı hekim Hippokrates burkulma ve çıkıkların tedavisinde ve kabızlıkta masaj yapmayı denedi. 19. yüzyılın başında Stockholmlü hekim Per Henrik Ling eklem ve kaslardaki rahatsızlıklarda uygulanabilecek bir masaj yöntemi önerdi. Ling’in etkisiyle Avrupa da masaja rağbet artmış ve İsveç masaj tekniği Avrupa çapında yayılmıştır. Ling, tıbbi jimnastik ve masaja büyük önem vermiş; hareketleri pasif ya da jimnastik hareketler, basınç, ovma, titretme, vurma ve döndürme olarak sınıflandırmıştır. Daha sonra bu yöntem artrit sonucunda oluşan biçim bozuklarının tedavisinde ve felçli hastalarda kasların yeniden çalıştırılması amacıyla kullanılmaya başlandı
Masaj ağrıyı dindirmek, belirli bir bölgedeki şişliği azaltmak, kasları gevşetmek, yaralanma sonucunda ortaya çıkan gerilme ve burkulmalarda iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla uygulanır. Genel inanışın aksine, masaj kas gücünün azalmasına engel olmaz ya da yağ birikimlerinin ortadan kalkmasını sağlamaz.
Masaj uygulaması fizyolojik esaslara dayanır, örneğin bir alana yapılan masaj, alttaki iç organlardan gelen ağrıyı azaltır ya da ortadan kaldırır. Masajın deri damarlarında neden olduğu değişiklikler alttaki dolaşımın durumunu da değiştirir. Birikmiş sıvıların emilimini kolaylaştırmak için de masajdan yararlanılabilir. Kaslara yapılan masaj bir çalışmadan önce uygulanırsa, daha fazla kan hücumunu sağlayarak ve kasları hafifçe ısıtarak onları ekinliğe hazırlar ve kolaylaştırır.
İsveç masajı : Genellikle vücudun güne zinde başlamasına ya da yaşamın gündelik yorgunluk ve sıkıntılarından kurtulmak amacı ile yapılan genel dinlenme ve gevşeme yöntemi olarak kullanılan masaj türüdür. Burada önemli olan kişinin rahatlatılabilinmesi ve bulunduğu ortamdan keyif almasının sağlanmasıdır. Batı tekniği ile yapılan ve genellikle masaj yağları kullanılarak yapılan bir masaj olup nadir durumlarda tercih halinde kayganlaştırıcı kullanılmadan da yapılabilen bir masajdır. Süresi yaklaşık 60 dakikadır.
Spor masajı : Sportif etkinliklerde, etkinlik öncesinde veya sonrasında ve hatta hızlı ve sınırlı olmak kaydı ile etkinlik sırasında da yapılan bir masajdır. Spor masajını klasik masajdan ayıran en önemli özellik ritm, süre ve bası miktarının değişik olmasıdır. Bu masaj türünde uyarıcı amaçlı hareketler çoğunluktadır ve yapılan spor göre farklılıklar gösterir. Süre bölgeye göre değişmektedir.
Aromaterapi masajı : Bitki özlerinden elde edilmiş karışımlardan hazırlanan masaj yağlarını kullanılarak uygulanan bir masaj yöntemidir. Bu masajda dikkat edilen, temponun düşük ve hareketlerin şiddetinin hafif olmasıdır. Rahatlatıcı, gevşetici ve dinlendirici bir özelliğe sahip bir masajdır. Bu masajda oluşan etki hem yapılan temas hem de uygulanan yağın kimyasal özelliği ile olmaktadır. Farkı amaçlar için elde edilmiş yağlar masaj yağları ile belli oranlarda karıştırılarak uygulanmaktadır. Süre yaklaşık 60 dakikadır.
manuel2Thai masajı : Temel yapısını Hint Yoga ve Çin geleneksel tıbbının oluşturduğu bu masajda çoğunlukla bası ve germe hareketleri yapılmaktadır. Giyinik olarak yarı sert bir zeminde yapılamaktadır. Altmış çeşit germe, çekme, esnetme ve bası hareketleri uygulanabilen bu masaj bir buçuk saatten dört saate kadar sürebilen bir zaman diliminde yapılıp, masaj sırasında kişide her ne kadar rahatsızlık uyandırmaktaysa da uygulama sonrasında ciddi derecede fark edilebilir bir rahatlama olmaktadır.
Refleksoloji : Ayaklar vücudumuzun aynasıdır prensibinden yola çıkılarak belirginleşen ve uzak doğu geleneksel tıbbının değişilmez bir parçasını oluşturan bu masajda ayak tabanında belirli noktalara bası uygulanmaktadır. Ayakta her bir nokta vücutta belli organ ve dokuları temsil eder. Refleksoloji, bir tür denge masajıdır ve kişinin kendisini fiziksel, duygusal ve ruhsal olarak iyi hissetmesini sağlar. Ayakta belli noktalara kişinin verdiği tepkiler göre sorunlar tespit edilip onarılmaya çalışılır. Süre yaklaşık 30 dakikadır.
Derin doku masajı : Bu masaj manüplasyonların temposunun düşük ancak hareketlerin şiddetinin fazla olduğu bir masaj türüdür. Vücuttan toksin atmada çok etkin bir tür olup özellikle sert masajdan hoşlanan kişilerin tercih ettiği bir masadır. Masaj sırasında sert bası uygulanan kaslar üzerinde durularak vücudun dengesi sağlanmaya çalışılır. Süre yaklaşık 60 dakikadır.
Anti Selülit masajı : Selülit tedavisinin en önemli ayağı masajdır. Selülit oluşumunun başlıca nedeni dolaşım bozukluğudur. Kan ve lenf dolaşımındaki bozukluk ve yağ dokusundaki artış toksik madde birikimine yol açar. Selülit Masajı kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir ve dokuların taze oksijen ile dolmasını sağlar.
Bölgesel masajlar : Baş – boyun, ense – omuz – sırt, sırt – bel, kol ve bacak gibi bölgelere yapılan ve genellikle bölgesel sorun olan bölgeye yönelik tedavi edici bir masaj uygulamasıdır.Rahatsızlık tespit edildikten veya doktor kontrolü ve tavsiyeleri doğrultusunda belirlenen bir program eşliğinde uygulanır. Süre yaklaşık 30 dakikadır.
Diğer Masaj Teknikleri ve Çeşitleri
Merkezimizdeki masaj terapistleri (masör ve masözler) sadece uzmanlık eğitimi ve sertifika alınan yukardaki masaj tekniklerini uygulamaktadır. Ancak farklı kültürlerden kaynaklanan ve farklı amaçlara yönelik daha pek çok masaj türü vardır:
Anti-stres masajı, Aroma relax masaj, Ayurveda, Ayurvedik Masaj, Bali Masajı, Champissage (Çampisaj, Baş masajı), Chavutti Thirumal, Craniosacral masajı, Çikolata terapisi, Hamam kese, Hamile masajı ve Bebek masajı, Hint Baş Masajı, Holistik Vücut Masajı, Hu Na Hawai Masajı, Kahve terapi, Klasik Masaj, Kleopatra masajı (yosun ile), Küba masajı, Lenf Drenaj (lenfatik drenaj), Lomi Lomi Masajı (Lomi Lomi Hawaii Masajı), Mandara masajı, Medikal masaj (tıbbi masaj), Nefertiti masajı, Reiki, Geleneksel Roma masajı, Sıcak Taş Masajı, Soğuk Taş Terapisi, Shiatsu, Shirodhara Masajı, Sultan masajı (kil ile), fiarap terapisi, Tayland Masajı, Tay Yoga Masajı, Tui Na, Watsu, Yüz masajı…

16 Kasım 2015 Pazartesi

ÇOCUK PİLATESİ..

Eskiden yaşananların aksine, günümüz modern yaşamının etkileri, çocukların ahenkli bir biçimde gelişimini zorlaştırmaktadır. Oyun ve yaşam alanlarının azalması ve bedensel tembelliğe iten çok çeşitli teknik rahatlıklar çocuğun, daha küçük yaşta, doğal hareket gelişimini etkilemektedir. Okul çağı ile birlikte çocuklar için durum daha da zorlaşır. Okulda oturulan saatler ile ödev sürelerini toplarsanız, ofis çalışanlarına benzeyen günde 8 saatlik çalışma hayatı başlar çocuk için. Buna çoğu zaman saatlerce süren televizyon, video seyretme ve bilgisayar oyunlarının başında oturma eklenir. Bu nedenle duruş bozukluklarının, çocukluk çağından ilkokul bitimine kadar dramatik şekilde artması pek şaşırtıcı değildir.Duruş bozukluklarının çocukluk çağında görülme oranı % 15 – 20 arasındayken bu oran ilkokul çağındaki çocuklarda % 70’e yükselmiştir. Duruş bozuklukları çoğu zaman ciddiye alınması gereken sağlık problemleridir ve bunlar çok sık olarak gündelik hayattaki ve iş yaşamındaki verimi kalıcı olarak düşürebilir. Yetişkinlerin iş hayatından malulen ayrılmasının başlıca sebebi olan bu hasarları önlenme çalışmalarına, çocuklar daha yuva çağındayken başlama, en önemli hedefimiz olmalıdır.
 Pilates çocuklar için harika bir antrenmandır ve duruş bozuklukları ile bundan kaynaklanan sağlık problemlerini gidermeyi hedef alır.
Mother does physical exercises with her daughter at home
Merkezin güçlenmesi;
Derin dayanıklılık,
Daha fazla hareket kabiliyeti
Güç, koordinasyon,
Denge, dikleşme ve doğru duruşu sağlar.

15 Kasım 2015 Pazar

ÜNLÜLERİN SPORU...

Aletli Pilates, Reformer aleti üzerinde egzersiz yaparken, amaç; güç kazanmak, vücudu kendi sınırları içinde doğru şekilde esnetmek, denge merkezini, postür bozukluklarını düzeltmek ve tüm bunlar esnasında doğru nefes, doğru tempo, odaklanma ve akıcı hareket ilkelerine sadık kalmaktır. Derslerde dengeli bir bütünlük olmalıdır; çünkü, amaç belirli kas gruplarını şişirmek ya da büyütmek değil, esnetip uzatarak kuvvetlendirmektir.
Reformer egzersizlerinde amaç tüm vücudu çalıştırmaktır. Vücuttaki bölgeleri izole edip çalıştırmak mümkün olmasına rağmen reformer felsefesinde sadece belli başlı kas gruplarını çalıştırmak hedeflenmez. Kişi reformer ile çalışırken vücudun kuvvet merkezini de kullanır, böylece aslında kollarıyla bantları çekerken ya da bacaklarıyla footbarı iterken sadece tek bir kas grubuna yüklenmemiş olur. Vücuttaki tüm kas grupları aynı anda ve hemen hemen eşit düzeyde çalışır ve güçlenir. Bu reformer aletini diğer egzersiz aletlerinden ayıran en önemli özelliktir. Bu özellik sayesinde reformer normal hayattaki aktivitelere de en benzer egzersizlerin (fonksiyonel egzersizlerin) yapılmasını sağlar. Reformer aletinin bir diğer özelliği de yatarak uygulanan hereketlerde yerçekiminin etkisini azalttığı için kuvvet olarak zayıf kişilerin dahi bir çok egzersizi yapabilmesini sağlamasıdır. Egzersizler sırasında eklemlere az yük biner ve kişi güçlenerek normal hayattaki fizyolojik hareketleri yapabilmeye başlar.
Reformer aleti her geçen gün geliştirilmekte ve çok yönlü kullanım sunar hale gelmektedir. Rehabilitasyon merkezleri için tasarlanan sadece fizik tedavi amaçlı kullanılan modelleri de bulunmaktadır. Ayrıca büyük ve küçük Box’lar, tutacak seçenekleri, hamile pilatesi için kullanılan özel aparatı ve jump board (sıçrama tahtası) ile de zenginleştirilmiştir. Özellikle jump board reformera eklendiğinde yine yerçekiminin etkisi azaltılıp üzerinde pek çok yatay sıçrama egzersizi uygulanmaktadır. Jump board ile çok eğlenceli ve faydalı reformer dersleri yapılmaktadır.
Reformer Pilates Egzersizlerinin Faydaları Nelerdir?

Reformer; genel direnç, esneklik, koordinasyon ve denge dahil pilatesin en bilindik faydalarının tümünü bir arada sunar. Bunun karşılığında bu aletler, daha iyi duruş, zarif, etkin hareket ve çoğu insan için sırt ağrısı gibi fiziki dengesizliklerle ilişkili ağrılardan arınma gibi günlük yaşamda ihtiyaç duyulan gelişmelere öncülük eder. Direnç geliştirme ve Pilates denildiğinde; en önemli kasları oluşturan Pilates enerji merkezi kasları en önemlileridir. Düz karınlar, güçlü sırtlar, sert kalçalar ve basenler tüm bu etkinin sonuçlarıdır. Reformer kuvveti artırırken esnekliği artırmak için geniş kapsamlı hareketlerin mükemmel yapılmasını sağlar. Vücudu egzersiz sırasında gererek uzatır ve bu uzunluğu sürdürmek için bedeni eğitir. Direnç egzersizleriyle güçlü kemikler inşa etmeye yardımcı olacak yeterli direnç ve hareket çeşitliliği sağlar. Reformer aletiyle eksantrik kas sıkışma egzersizleri yapılabilir. Bu egzersizde kas bir kuvvete direnirken uzatılmaya çalışılır.
Reformer eksantrik sıkışmaya elverişli nadir düzeneklerden biridir.
Kimler Reformer Pilates yapabilir?
Reformer egzersizleri her yaştan insanın rahatlıkla uygulayabileceği bir egzersiz sistemdir. Ayrıca reformer aleti sayesinde egzersizler engelli bireylere adapte edilebilir. Böylece fiziksel ve zihinsel rahatlama, uyum ve vücut farkındalığı sağlanabilir.
Pilates ExerciseDansçılar ve sanatçılar tarafından özellikle tercih edilmektedir çünkü kas gelişimini sağlarken kasları kalınlaştırmadan sıkı bir görüntü sağlamaktadır. Ayrıca Pilates duruş bozukluklarının tedavisinde, esneklik kazanmada ve denge gelişiminde, sakatlık rehabilitasyonunda etkili olarak kullanılabilmektedir.
Hamile kadınlar da yoğunlaşma ve nefes çalışmalarından programlı olarak yararlanabilirler.