15 Kasım 2015 Pazar

ÜNLÜLERİN SPORU...

Aletli Pilates, Reformer aleti üzerinde egzersiz yaparken, amaç; güç kazanmak, vücudu kendi sınırları içinde doğru şekilde esnetmek, denge merkezini, postür bozukluklarını düzeltmek ve tüm bunlar esnasında doğru nefes, doğru tempo, odaklanma ve akıcı hareket ilkelerine sadık kalmaktır. Derslerde dengeli bir bütünlük olmalıdır; çünkü, amaç belirli kas gruplarını şişirmek ya da büyütmek değil, esnetip uzatarak kuvvetlendirmektir.
Reformer egzersizlerinde amaç tüm vücudu çalıştırmaktır. Vücuttaki bölgeleri izole edip çalıştırmak mümkün olmasına rağmen reformer felsefesinde sadece belli başlı kas gruplarını çalıştırmak hedeflenmez. Kişi reformer ile çalışırken vücudun kuvvet merkezini de kullanır, böylece aslında kollarıyla bantları çekerken ya da bacaklarıyla footbarı iterken sadece tek bir kas grubuna yüklenmemiş olur. Vücuttaki tüm kas grupları aynı anda ve hemen hemen eşit düzeyde çalışır ve güçlenir. Bu reformer aletini diğer egzersiz aletlerinden ayıran en önemli özelliktir. Bu özellik sayesinde reformer normal hayattaki aktivitelere de en benzer egzersizlerin (fonksiyonel egzersizlerin) yapılmasını sağlar. Reformer aletinin bir diğer özelliği de yatarak uygulanan hereketlerde yerçekiminin etkisini azalttığı için kuvvet olarak zayıf kişilerin dahi bir çok egzersizi yapabilmesini sağlamasıdır. Egzersizler sırasında eklemlere az yük biner ve kişi güçlenerek normal hayattaki fizyolojik hareketleri yapabilmeye başlar.
Reformer aleti her geçen gün geliştirilmekte ve çok yönlü kullanım sunar hale gelmektedir. Rehabilitasyon merkezleri için tasarlanan sadece fizik tedavi amaçlı kullanılan modelleri de bulunmaktadır. Ayrıca büyük ve küçük Box’lar, tutacak seçenekleri, hamile pilatesi için kullanılan özel aparatı ve jump board (sıçrama tahtası) ile de zenginleştirilmiştir. Özellikle jump board reformera eklendiğinde yine yerçekiminin etkisi azaltılıp üzerinde pek çok yatay sıçrama egzersizi uygulanmaktadır. Jump board ile çok eğlenceli ve faydalı reformer dersleri yapılmaktadır.
Reformer Pilates Egzersizlerinin Faydaları Nelerdir?

Reformer; genel direnç, esneklik, koordinasyon ve denge dahil pilatesin en bilindik faydalarının tümünü bir arada sunar. Bunun karşılığında bu aletler, daha iyi duruş, zarif, etkin hareket ve çoğu insan için sırt ağrısı gibi fiziki dengesizliklerle ilişkili ağrılardan arınma gibi günlük yaşamda ihtiyaç duyulan gelişmelere öncülük eder. Direnç geliştirme ve Pilates denildiğinde; en önemli kasları oluşturan Pilates enerji merkezi kasları en önemlileridir. Düz karınlar, güçlü sırtlar, sert kalçalar ve basenler tüm bu etkinin sonuçlarıdır. Reformer kuvveti artırırken esnekliği artırmak için geniş kapsamlı hareketlerin mükemmel yapılmasını sağlar. Vücudu egzersiz sırasında gererek uzatır ve bu uzunluğu sürdürmek için bedeni eğitir. Direnç egzersizleriyle güçlü kemikler inşa etmeye yardımcı olacak yeterli direnç ve hareket çeşitliliği sağlar. Reformer aletiyle eksantrik kas sıkışma egzersizleri yapılabilir. Bu egzersizde kas bir kuvvete direnirken uzatılmaya çalışılır.
Reformer eksantrik sıkışmaya elverişli nadir düzeneklerden biridir.
Kimler Reformer Pilates yapabilir?
Reformer egzersizleri her yaştan insanın rahatlıkla uygulayabileceği bir egzersiz sistemdir. Ayrıca reformer aleti sayesinde egzersizler engelli bireylere adapte edilebilir. Böylece fiziksel ve zihinsel rahatlama, uyum ve vücut farkındalığı sağlanabilir.
Pilates ExerciseDansçılar ve sanatçılar tarafından özellikle tercih edilmektedir çünkü kas gelişimini sağlarken kasları kalınlaştırmadan sıkı bir görüntü sağlamaktadır. Ayrıca Pilates duruş bozukluklarının tedavisinde, esneklik kazanmada ve denge gelişiminde, sakatlık rehabilitasyonunda etkili olarak kullanılabilmektedir.
Hamile kadınlar da yoğunlaşma ve nefes çalışmalarından programlı olarak yararlanabilirler.

14 Kasım 2015 Cumartesi

DURUŞ BOZUKLUKLARI İÇİN KLİNİK PİLATES...

Pilates, lumbo-pelvik stabiliteye odaklanan, akıl ve bedenin bir arada kullanıldığı bir merkezleme tekniğidir. Pilates hareketlerinin doğru solunum paterni ile yapılması hem ağrıyı azaltmakta, hem de hareketlerin daha kaliteli yapılmasını sağlamaktadır.
Pilates egzersizleri, diğer egzersizlerden farklı olarak kasların dengelenmesini de hedef alır. ÷nemli bir nokta da hareketlerin çok tekrarlı değil çeşitli hareketler ile birleştirilmiş olmasıdır. Böylece dikkat ve kontrol ile kaslar arasındaki bağlantıyı sağlamak odaklanmış bir konsantrasyon gerektirir. En basit bir hareket bile güçlü ve zorlayıcı hissedilir.
Pilates, düzgün bir postür, kas kuvveti ve esnekliği artırıcı etkilere sahiptir. İyi bir denge, koordinasyon, beden kuvveti, stresin azaltılması ve genel formu korumak açılarından da etkinliği kanıtlanmış bir tekniktir.
Neden Modifiye (Klinik) Pilates?
Bir sakatlanma veya ameliyat sonrasında vücudumuz, savunma durumuna geçer ve bedenin yaralanmış veya ağrı hissedilen bölgesini koruma altına alır. Bu durum kaslar arasında bir dengesizlik oluşturur. Kişi fonksiyonel hareketlerini devam ettirebilmek için sağlıklı kaslarını daha fazla çalıştırmak zorunda kalır. Böylece kaslar arasındaki bu dengesizlik kompanse edilmiş olur. Dolayısıyla uygulanan tedaviler ile mevcut bozukluklar düzeltilmeli ve yaralanmaların tekrar oluşumunu engellemek için egzersizler ile vücudun yeniden eğitilmesi gerekmektedir.
Bu sebeplerden dolayı pilates egzersizleri klinikte rehabilitasyonun bir parçası olarak kullanılmaktadır. Fakat metodu geliştiren Joseph Pilates’in özellikle dansçılar ve sporcular üzerinde geliştirdiği Klasik Pilates Metodu’nun sedanter (hareketsiz) hayat tarzı olan insanlar için uygulanmasının bir takım zorlukları bulunmaktadır. Bu nedenle  fizyoterapistler tarafından yapılan araştırmalar sonucunda Klasik Pilates egzersizleri modifiye edilmiştir. Oluşturulan bu Modifiye Pilates egzersizleri günümüzde özellikle fizik tedavi kliniklerinde rehabilitasyonun bir parçası olarak kullanılmaktadır.
Modifiye (Klinik) Pilates Kimler İçin Uygundur ?
Omurga problemi yaşayanlar (bel, boyun, sırt problemleri),
Ortopedik rahatsızlıklar yaşayanlar (kalça, diz vs. problemler),
Postür bozuklukları olanlar (masa başında uzun süre çalışmaya bağlı sırt ağrıları), osteoporozu olanlar,
Hamilelik döneminde ve sonrasındakiler,
Spora başlamak isteyen sedanter (hareketsiz) kişiler,
Profesyonel sporcular için modifiye pilatesi öneriyoruz.
Modifiye (Klinik) Pilatesin Yararları Nelerdir ?
Vücut farkındalığınızı artırarak duruşunuzu düzeltir.
Genel kas kuvvetinizi artırır.
Pelvik taban kaslarınızı kuvvetlendirir.
Vücut esnekliğinizi artırır.
Koordinasyonu geliştirir.
Dengeyi artırır.
Doğru bir nefes kontrolü kazandırır.
Sakatlıkların yaşanma sıklığını azaltır.

13 Kasım 2015 Cuma

AMERİKALI HAMBALDIRCAN ...

Çocukluğumda ( Piraziz  / Giresun ), domatese,  'hambaldırcan', patlıcana ise, 'hasbaldırcan',  derdik. Domates, mısır tarlalarının  arasına dikilirdi. Daha çok kızarmadan, yeşil iken  toplanır ve 'küp' dediğimiz büyük toprak fıçılara  turşu kurulurdu. Kışın da doğranan bu domatesler soğanla kavrulur ve  öyle yenirdi.

Günümüzde bütün dünyada  çok sevilen ve yenen bu meyvenin, pardon sebzenin, hikayesi de bir hayli ilginç. Botanikçilerin meyve olarak kabul ettiği  domates,  1893 yılında ABD'de sebzelerle beraber saklanıp yendiği için mahkeme kararı ile sebze yapılmış. Ne diyelim, botanikçiler koca ABD'den  daha iyi mi bilecek neyin ne olduğunu.

Patlıcangiller ( solanaceae ) familyasından bir bitki olan domatesin ( solanum lycopersicum ) anavatanı, patates, biber, ayçiçeği gibi Amerika kıtasıdır. Yabani olarak yetişen domatese ilk defa Bolivya ve Peru'da rastlanmış, daha sonrada Meksika'ya götürülerek yetiştirilmeye başlanmıştır.

Domates'in, Aztek dilindeki şişman meyve anlamına gelen  ' tomati ' kelimesinden geldiği sanılmaktadır. İlk yetiştirilen  domateslerin rengi sarı ve kiraz kadarmış. Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinden sonra ( 1492 ), İspanyollar tarafından  Avrupa'ya getirilen domatese, İtalyanlar sarı renkli olduğu için,  altın elma 'Pommodore'  adını vermişler.
Kırmızı domates ise daha sonra ortaya çıkmıştır.

İlk defa  Amerika'da Thomas Jefferson tarafından yetiştirilen domates, zehirli olduğu sanıldığı için uzun bir süre  yenmemiş, süs bitkisi olarak, evlerde  yetiştirilmiştir. Daha sonra ise,  yiyenleri romantikleştiği sanıldığı için, Fransızlar tarafından  aşk elması ' Pomma d'amour ' adı verilmiştir.

Domatesin yaygın bir şekilde tüketilmeye  başlaması ise 20.yüzyılda salatasının yapılmasının öğrenilmesinden sonra olmuştur. Domatesten, salça, ketçap gibi ürünlerin  yapılması ise , sanayi hammaddesi olmasını sağlamıştır.

Domatesin başına gelenler bununla da kalmıyor. Mısırda faaliyet gösteren  dini bir grup, Facebook'a, kesilmiş bir domates resmi koyarak, altını da ;  müslümanların,   'hrıstiyan' olduğu için, domates yemesinin  haram olduğu dile getiriyor.  Gerekçe olarak ise;  domates yatay olarak kesilince içinde haça benzeyen bir şekil ortaya çıkması  gösteriliyor.
Gelelim bizim domatesle tanışmamıza. Osmanlılar ilk defa  18. yüzyılda Fransızlar aracılığı ile domatesi tanıyorlar. Yani, Fatih,Kanuni gibi  cihan padişahlarımıza, maalesef domates yemek nasip olmamış.
Abdülmecit zamanında  domates bizim ülkemize  'frenk' adı ile giriyor, o zaman domatesin sadece yemeği yapılarak  yeniyormuş, kırmızı olanlar ise, çürümüş diye çöpe  atılıyormuş.
İlk domates Adana'da yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu gün Türkiye, Çin ve ABD den sonra dünyada en çok domates yetiştiren  ülkelerden birisidir.
BESİN DEĞERLERİ
100 gr. taze ve olgun domatesin içerdiği ortalama besin değerleri şöyledir: 17-22 kalori; 1,1 gr. protein; 4,7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 0,5-1 gr. lif; 27 mgr. fosfor; 13 mgr. kalsiyum; 0,5 gr. demir; 3 mgr. sodyum; 244-250 mgr. potasyum: 900 IU A vitamini; 0.06 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,7 mgr. B3 vitamini; 0,1 mgr. B6 vitamini; 6.4 mcgr. folik asit: 17-23 mgr. C vitamini ve 1.2 mgr. E vitamini.
YARARLARI
Yukarıda görülen ve bazıları gerçekten önemli olan besin değerlerinin yanı sıra;
o Domates, zengin oranlardaki A, C ve E vitamin gibi antioksidan içeriğiyle, kansere yakalanma rizikosunu azaltır: Bu bağlamda, başta meme ve prostat kanserlerini sayabiliriz.
o Aynı nedenle domates, kalp hastalıklarına yakalanma, felç geçirme ve katarakt illetine tutulma tehlikesini de azaltmaktadır.
o İçerdiği flavon bileşikleri ve lisopen adlı maddeyle sağlığımızı koruyucu bazı etkiler yapar: Yapılan bazı araştırmalar, domatesin akut apandisiti önlediğini ortaya koymuştur.
Sağlığımıza pek yararlı bu etkilerinden yararlanılmak üzere domates, günlük diyetimize katılması ve bol bol tüketilmesi uzmanlarca öğütlenmektedir.

AFİYET OLSUN :)

12 Kasım 2015 Perşembe

HAMİLELİKTE KLİNİK PİLATES


Annelik aslında oldukça kendine has ve özel bir durumdur yani her anne adayı, içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak bu olayı diğerlerinden daha farklı bir şekilde yaşar. Ama yine de bazı değişimler vardır ki bunlar normal seyreden tüm hamileliklerde benzer şekilde yaşanırlar. Annenin yaşayacağı fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında önceden bilgi edinmesi ise hamileliğe daha bilinçli ve pozitif yaklaşmasını sağlar.
Hamilelikte yapılan egzersizlerin oldukça önemli bir yeri bulunmaktadır. Hamilelik durumunda pilates kişide belli amaçlara yönelik yapılabilir. Bunlar;
Hamilelik Boyunca Annenin Bedensel Uygunluğunu Korumak
Anne adayının doğum sırasında ortaya çıkabilecek ağrı ve korkusunu azaltmak:
Doğum sonu normale dönüşü kısaltmak üzere doğum öncesi – doğum sonrası egzersizler ile kas tonusu, kalp damar sistemi uyumu ve anne adayının kendine güvenini sağlamaktır.
Neden Hamilelikte Pilates?
hamile2Pilates, doğum öncesi, sırası ve sonrasında kadını güçlendiren, doğuma hazırlayan vedoğum sonrası eski formuna hızlı bir şekilde dönmesini sağlayan sistemdir. Pilates, özellikle bel ve karın kaslarını çalıştırarak omurgayı rahatlatır. Böylece güçlenen kaslar, ağırlığı paylaşarak omurgaya destek olurlar. Pilates’in 5 temel felsefesi vardır. Bunlar: Konsantrasyon, nefes, kuvvet, hareket akışı ve gevşemedir.
Pilates’te yapılan esneme egzersizleri, kasılmaları rahatlatıp, tutulma ve ağrıları azaltır. Nefes egzersizleri, karın içi basıncın artması ile diyafragma kasının, göğüslerin büyümesi, göğüs ve sırt kaslarının kısalması ve hormon etkisiyle zayıflayan göğüs kaslarının kuvvetlenmesini sağlarken; normal doğum icin iyi bir hazırlıktır. Aynı zamanda, egzersizler; hem doğum esnasında annenin daha rahat olmasını hem de güçlenen rahim kasları doğum sonrasında rahmin kendini daha çabuk toplamasını ve cinsel hayatın normale dönmesini sağlar. Ayrıca, el ve ayak bileklerindeki ve bacaklardaki ödemin atılmasına, şişliklerin inerek derinin rahatlamasına ve kan dolaşımının hızlanmasına yardımcı olur. Amerika’da yapılan bir araştırma; hamilelikte yapılan egzersizlerin, anneye olduğu kadar bebeğe de yararlı olduğunu ortaya koydu. Kansas City Üniversitesi’nden Dr. Linda E. May ve ekibi tarafından yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; hamilelik süresince egzersiz yapan annelerin bebeklerinin otonom fonksiyonları, yapmayanlara göre daha iyi çalışıyor. Otonom sinir sistemi; vücuttaki kalp atışı, tansiyon, nefes alma oranı ve iç organların fonksiyonları gibi istem dışı faaliyetleri kontrol ediyor.
Hamilelikte Pilates Uygulamasına Ne Zaman Başlanmalı?
Hamilelerde Klinik Pilatese, gebeliğin istenilen zamanında başlayabilir.

10 Kasım 2015 Salı

KLİNİK PİLATES VE GELENEKSEL PİLATES ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Pilates tekniğine ismini veren Joseph Pilates, 1880’de Düsseldorf’ta dünyaya geldi. Astım ve romatizmayla boğuşan ve çelimsiz bir çocuk olan Pilates, genç yaşta kayak ve jimnastikle ilgilenerek vücudunu geliştirdi. 1912’de İngiltere’de sirk cambazı, boksör ve dedektiflere kendini koruma dersleri veren Pilates, Birinci Dünya Savaşı döneminde düşman ilan edilerek Lancaster bölgesinde kampa alındı.
Kampta hastabakıcılık yapan ve burada kendi tekniğini geliştiren Pilates, burada askerlere tekniğini öğretti. İngiltere’de 1918’de pekçok kişinin ölümüne neden olan grip salgınından Pilates’in kampındakiler etkilenmeyince uyguladığı teknik ön plana çıktı. Savaştan sonra Almanya’da metodunu geliştirmeye devam eden ve şehir polislerine öğreten Plates, 1926’da ABD’ye göç etti ve stüdyosunu açtı. Graham, Balanchine gibi ünlü dansçıların da öğrencileri arasında yer aldığı Pilates’in yöntemi giderek yaygınlaştı.
21. yüzyılda hala gözde olan pilates, Madonna, Hugh Grant, Britney Spears, Julia Roberts gibi ünlüler tarafından benimsendi. Güçlü bir vücut yaratmayı hedefleyen Pilates, 30-40 temel hareketle tüm vücut için kondisyon sağlıyor.
Joseph Pilates’in ìkontrolojiî adını verdiği metodu, zihin ve beden bütünlüğü öngören denge nefes ve hareket sistemlerinin bir sentezidir. Eklem ve kemikleri hayat boyu korumak için kas güçlendiren, esneten ve özellikle içsel karın kaslarının kuvvetlendirilmesi esasına dayanan bir sistemdir.
Joseph Pilates, egzersizlerini şöyle tanımlamıştır:
“Sadece üç derste farkı hissedecek, on derste farkı görecek ve 20 derste tamamen farklı bir vücuda sahip olacaksınız. 30 seans sonunda tamamen yenilenmiş bir vücuda, özellikle de sağlıklı, sıkı karın ve sırt kaslarına sahip olacaksınız.”
Pilates egzersizlerinin amacı; karın ve sırt bölgelerini eşit oranda güçlendirip, vücudumuzun üst kısmında sağlam bir iskelet oluşturmaktır. Pilatese göre vücut merkezi, derindeki kaslarla bel kemiğine en yakın kaslardan oluşur. Klasik egzersizlerde zayıf kaslar zayıflama, güçlü kaslar güçlenme eğilimindedir. Bu da dengesiz adale yapısına, kronik bel ağrısı ve sakatlıklara yol açabilir. Pilateste kas yapısı bir bütün haline getirilir. Kilo vermeseniz de ince görünürsünüz. Sakatlanmaları zorlaşır. Dayanıklılık artar, metabolizma hızlanır.
Her 10 kişiden 8’i, yaşamının bir döneminde, iskelet ve kas sistemi sorununun etkisi altında kalıyor. Omurganın düzgün kullanılmadığı, vücut dengesinin bozuk olduğu oturuş şekilleri, duruş bozuklukları, yanlış oturuş pozisyonlarında uzun süre kalınması ve tekrarlanan hareketler; kaslarda gerilme, yorgunluk ve stres giderek ağrılı kas spazmlarına yol açıyor. Sonucunda kişilerde sırt ve boyun ağrıları şikayetleri ortaya çıkıyor.
Altı Pilates Prensibi
Konsantrasyon: Pilates yaparken hareketlere yogunlaşmak bedenin uyum içinde nasıl çalıştığına ve hangi kasları kullanıp ve hangilerinin kullanılmadığına dikkat etmek gerekmektedir.
Kontrol: Pilates metodunda konrol için bedenin iyi dinlenmesi ve hareketlerin gösterildiği şekilde uygulanması olası sakatlıkların önlenmesi gerekir.
Merkezleme: Pilates metodun’da doğru hareket göbek, bel, ve kalça çevresidir. iç organları ve omurgayı yerinde tutan kas sistemlerini içerir. Merkezleme esnemeyi ve uzamayı sağlar.
Akıcı Hareket: Hareket acele edilmeden her noktadan tek, tek geçerek ama aynı zamanda hiç duraksamayarak yapılmalıdır.
Kesinlik: Hareket belirsizce değil tam yapılmalıdır. Hareketler birbiri ile koordineli olmalıdır.
Nefes: Nefes alıp verme panik olmadan sırtın arkasına ve altına derin nefes alıp bütün nefesi tamayıyla dışarı üflemek yoluyla olmalıdır. Böylece yapılan nefes verme hareketinde kanımızı tamamen temizlemiş oluruz.
82301405Pilates, Doğu ve Batı felsefelerini barındıran yoga, dans, dayanıklılık-kuvvet antrenmanlarından ve jimnastikten parçalar taşıyan bir metottur. Joseph Pilates tarafından 1920 yılında zihni ve vücudu ilişkilendirmek, çalıştırmak amacıyla geliştirilmiştir.
500’e yakın kontrollü hareketler içeren egzersiz yöntemi dayanıklılık, esneklik ve kas gelişimi ile vücudun hareket kabiliyeti ve vücut duruşu (posture) geliştirilmektedir.
Pilates’in diğer egzersizlerden farkı yöntemi ve uygulama biçimidir. Pilates, zihni vücut hareketlerine, karın-sırt bölgesini geliştirmeye, vücut koordinasyonu kazanmaya odaklamaktadır.
Pilates’te tüm vücut çalıştırılmaktadır. Karın-sırt (core) bölgesini çalıştıran, omurganın dayanıklılığını arttırmaya ve eklemlerin hareket kabiliyetini geliştirmeye yönelik hareket zincirlerinden oluşur.
Özetlemek gerekirse Pilates core bölgesini geliştiren, kasların dayanıklılığını arttıran, vücut duruşunu düzelten mükemmel egzersizleri içerir.

Klinik Pilates ile Geleneksel Pilates Arasında Ne Fark Var?

Geleneksel Pilates ve Klinik Pilates arasında önemli farklar vardır . Geleneksel Pilates, Pilates eğitmeni tarafından uygulanabilirken,Klinik Pilates Fizyoterapist veya Egzersiz Terapisti tarafından yürütülmektedir. Bir Fizyoterapist ya da Egzersiz Terapisti , bir Pilates eğitmeninin aksine , yaralanma , patoloji , bedensel fonksiyon, sağlık ve hareket kalıpları ile ilgili derinlemesine bir bilgiye sahip olduğundan, bu fark çok önemlidir. Bu şekilde Fizyoterapist her hastayı değerlendirebilmekte ve her birey için en etkili olacak egzersizleri daha doğru şekilde belirleyebilmektedir. Özellikle kişide bir yaralanma öyküsü varsa ( bel ağrısı, omurga , osteoporoz veya bir geri yaralanma gelen bir sporcu gibi ) çalışılacak egzersiz modaliteleri çok daha önemli hale gelir.

Kişiye daha fazla zarar vermemek için , özel olarak yazılması gereken bu egzersizleri sadece Fizyoterapist ve Egzersiz Terapistleri aldıkları eğitim doğrultusunda hazırlayabilir.Doğru yapılmayan egzersizlerle ağrı yahut yaralanma yaşanabilmektedir.

Kimler Yapabilir?
Pilates egzersizleri her yaştan insanın rahatlıkla uygulayabileceği bir egzersiz sistemdir. Ayrıca Pilates egzersizleri engelli bireyler adapte edilebilir böylece fiziksel ve zihinsel rahatlama, uyum ve vücut farkındalığı sağlanabilir. Dansçılar ve sanatçılar tarafından özellikle tercih edilmektedir çünkü kas gelişimini sağlarken kasları kalınlaştırmadan sıkı bir görüntü sağlamaktadır.
Ayrıca Pilates duruş bozukluklarının tedavisinde, esneklik kazanmada ve denge gelişiminde, sakatlık rehabilitasyonunda etkili olarak kullanılabilmektedir.
Hamile kadınlarda konsantrasyon ve nefes çalışmalarından programlı olarak yararlanabilirler.
Özetle Faydaları
Sıkı ve kuvvetli karın kasları sağlar.
Kuvvetli ve esnek kaslar oluşturur.
Vücut duruşunu destekler.
Kas kontrolünü sağlar.
Dolaşım sistemini etkileyerek rahatlamayı sağlar.
Fiziksel uygunluk düzeyini arttırır.
Sakatlanma riskini azaltır.
Konsantrasyon gücünü arttırır.
Atletik performansı arttırır.
Kendine güveni geliştirir.
Devamlılık şart
Pilatesin en önemli özelliği, tüm vücudu esneterek omurların arasını açması. Böylelikle vücutta zamanla meydana gelen yığılmaları yok ediyor ve boyu uzatıyor.
Haftada en az iki kez Pilates yapan bir kişinin boyu, 3 haftada 2 santimetre uzuyor. Omurganız ne kadar açılabiliyorsa o kadar uzayabiliyorsunuz. Formunuzu korumak ve tekrar yığılmayı engellemek için bu spora devam etmek gerekiyor.
Ünlülerin sporu
Ataman, hiçbir tehlikesi olmayan Pilates’i, vücut gelişimini tamamlamış 16 yaşından büyük herkesin yapabileceğini söylüyor. Amerika’da yaşadığı dönemlerde Hillary Clinton ve Andre Agassi’ye de ders verdiğini belirtiyor. Bu sporu yapanlar arasında Madonna, Jeniffer Lopez gibi ünlüler de bulunuyor.
Nereden nereye?
Bu spora adını veren ve 1900’lerin başında doğan Alman Josep Pilates’in, çocukluğunda geçirmediği hastalık kalmamış. Bu nedenle vücudunu güçlendirecek, direncini arttıracak her sporu yapmış. Pilates, savaş sırasında hapse girmiş. Aynı dönemde bir çok insanın hayatına malolan ëinfluenza’ salgını çıkınca, zayıf kalan arkadaşlarına yardım için kendince bir spor yöntemi geliştirmiş. Savaştan sonra ABD’ye yerleşen Pilates, bu yöntemi yeni dünyaya tanıtmış. İlk etapta bu sporla ilgilenenler, daha çok balerin ve mankenler olmuş.

6 Kasım 2015 Cuma

YAZIN YAPILAN EGZERSİZE DİKKAT!!!


Merhaba sevgili okurlar,

Vücut ağırlığımıza dikkat etmek,mutlu hissedebilmek ve sağlıklı bir bünyeye sahip olabilmek için düzenli ve sürekli olarak egzersiz yapmak gerektiği bilimsel bir gerçek.Ancak özellikle yaz aylarında yapılan egzersize özellikle dikkat edilmeli.

Besinlerden alınan enerjinin neredeyse tümü sonunda vücut ısısına dönüşür.Besinlerdeki enerjinin kas kasılmasına çevrilmesindeki maksimum verim %20-25 kadardır.Enerjinin geri kalanıysa hücre içi kimyasal reaksiyonlar esnasında ısıya dönüşür.Kasta iş oluşturan enerjinin hemen hepsi ısıya dönüşür.Bunun nedeni; bu enerjinin az bir miktarının kas ve eklemlerin hareketine karşı visköz direnci yenme,kan damarlarındaki kanın sürtünmesine karşı koyma,diğer benzer etkileri yenme şeklinde kasın kasılma enerjisini ısıya dönüştüren olaylarda kullanılmasıdır.

Vücuttaki O2 tüketiminin iyi antrenmanlı bir kişide 20 kat arttığı ve vücutta oluşan ısının da O2 tüketimi ile orantılı olduğu göz önünde bulundurulursa,dayanıklılık tipi aktiviteler sırasında vücut iç kısımlara çok büyük bir ısı veriyor diyebiliriz.Eğer,vücut ısısının süratle oluşumu esnasında,hava çok sıcak ve nemli ise terleme mekanizması da bu ısıyı ortadan kaldırmaz ve kişide dayanamayacağı bir durum hatta ölüme sebebiyet veren ‘’sıcak çarpması’’ da oluşabilir.

Bu durum,beyin hücrelerini dejenere eden bir etki gösterir.Sonuçta aşırı yorgunluk,bitkinlik,baş ağrısı,baş dönmesi,bulantı,ter boşalması,konfüzyon,kollaps,sendeleyip düşme ve bilinç kaybı gibi pek çok sorun oluşabilir.Hemen tedavi olunmazsa hızla ölüme götüren bir durumdur.Kişi egzersize son verse bile,sıcaklık kendiliğinden inmez.Bunun en büyük nedeni,ısı düzenleyen mekanizmanın yüksek vücut ısısında bozulmasıdır.Bir başka neden ise;Yüksek ısıda hücre içi kimyasal aktiviteler yaklaşık iki katına çıkar ve daha fazla ısı ortaya çıkar.

Tedavisi için vücut ısısı hızla düşürülür.Kişinin üzerindeki tüm giysiler çıkarılır ve tüm vücuda su püskürtülür  ya da süngerle silinir ve vantilatörle hava gönderilir.

Bunun dışında sıcak ve nemli havalarda 1 saatlik yoğun aktivite sırasında özellikle atletlerde,2.5-5 kglik bir ağırlık kaybı olduğu saptanmıştır.Tabii bu ağırlık kaybı terleme nedeniyle oluşmaktadır.Ter büyük miktarda tuz ihtiva ettiğinden,egzersiz yaparken takviye olarak tuz tabletleri önerilebilir.Ancak aşırı alınan fazla miktarda tuz tabletleri de zarar verebilmektedir.

Aktivite yavaş yavaş artırılırsa kişi sıcağa aklimatize olur.Bu esnada ter bezleri de sıcağa aklimatize olacağı için terle kaybedilen tuz miktarı da azalır.Ter bezlerinin aklimatizasyonu öncelikle böbrek üstü bezinden salınan aldosteronun artmasına bağlıdır.Aldosteron direk olarak ter bezlerine etki eder ve ter bezlerinin tübüllerinden deri yüzeyine daha salgılanmadan ,terden sodyum klorürürün geri emilimini arttırır.

Buna rağmen askeri birliklerde yapılan bazı deneylere göre,çölde ağır egzersiz sırasında potasyum kaybı problemi ile de karşılaşılmıştır.Bu kısmi olarak sıcağa aklimatizasyon sırasında aldosteron salınımının artışı ile ilişkilidir.Bu sırada idrarla olduğu gibi terle de potasyum kaybı olmaktadır.Bu nedenle ağır egzersiz yapan kişilere sodyum ve potasyum katılmış meyve suları verilebilmektedir.
Sağlıklı yaşam ömrü uzatsa da ; doğru yapılmayan her egzersiz ve her beslenme türü yaşamımızdan biraz da götürmektedir.Önemli olan çok değil kaliteli spor yapmak denilebilir.

Sağlıklı ve sağlıkla kalın.


4 Kasım 2015 Çarşamba

KALIN BAĞIRSAKTA NELER OLUYOR !!!


Merhaba sevgili okurlar,

Günde yaklaşık olarak 1500 ml kadar besin maddesi   ileoçekal kapaktan kalın bağırsağa geçer.Bu besin maddesindeki( kimus ) su ve elektrolitlerin çoğu kolonda emilerek 100 ml den daha az sıvı dışkıyla beraber dışkıyla atılır.Yanı sıra iyonların hepsi absorbe olarak  yaklaşık 1-5 mEq sodyum ve klorür iyonu dışkıyla kaybedilir.Kalın bağırsaktaki emilimin çoğu kolonun üst yarısında gerçekleşir.Bu nedenle bu kısma absorbisyon kolonu denir.Oysa ki ; alt kolonun ilk işlevi depolama ile ilgilidir ve bu kısma depo kolonu denilir.

Kalın bağırsağın mukozası ,ince bağırsak gibi aktif sodyum emilimi yapar ve sodyum emiliminden ortaya çıkan elektriksel potansiyel de klorür emilimine yol açar.Kalın bağırsak epitelyum hücreleri arasındaki bağlantılar ince bağırsaktan çok daha sıktır.Bu şekilde , iyonlar bu sıkı bağlantılardan  geriye difüzyonunun önlenerek kalın bağırsak mukozasının sodyum iyonlarının ince bağırsağa kıyasla daha fazla emilimi gerçekleşir.Kısacası,daha büyük konsantrasyon gradyanına karşı emilim gerçekleşir.Bu ,aldosteron miktarı fazlaysa doğrudur,çünkü aldosteron sodyum taşıma kabiliyetini artırır.

Ek olarak,ince bağırsağın alt bölümüyle kalın bağırsak mukozasından bikarbonat iyonları salgılanır. Aynı anda  aynı miktarda klorür iyonları ile değişimli taşıma işlemi yardımıyla emilimi gerçekleşir.Bikarbonat kolondaki bakteriyel etkinin asit özellikli son ürünlerini nötralize etmeye yardımcı olur.

Sodyum ve klorür iyonlarının emilimi kalın bağırsak mukozasında ozmotik fark oluşturarak suyun da emilimine neden olur.

Kalın bağırsak günde yaklaşık olarak 5-8 ltlik bir sıvı ve elektrolit emebilir.İleoçekal kapak ve ya kalın bağırsak salınımı yoluyla , kalın bağırsağa giren total miktar, bu miktarı aşınca fazlalık dışkıda diyare olarak ortaya çıkar.Kolera veya diğer bakteriyel enfeksiyonların toksinleri sıklıkla terminal ileumdaki ( ince bağırsağın son bölümü ) kriptalar ve kalın bağırsaktan günde 10 lt ya da daha fazla sıvı salgısına yol açar.Bu da ölümcül olabilir.

Normalde absorbe edici kolonda çok sayıda bakteri,özellikle kolon basilleri bulunur.Bunlar az oranda selüloz sindirerek bu şekilde vücuda az da olsa kalori sağlarlar.Özellikle otla beslenen hayvanlarda bu çok önemlidir.

Bakteri etkinliği sonucu oluşan diğer maddeler K ve b12 vitamini,tiamin ,riboflavin ve çeşitli gazlar,kalın bağırsakta gaz oluşumuna katkıda bulunan,özellikle karbondioksit,hidrojen gazı ve metandır.K vitaminin önemi ayrıdır.Çünkü günlük olarak besinlerle alınan vitamin kan pıhtılaşması için yetersiz kalmaktadır.

Normalde dışkının dörtte üçü su ve dörtte biri katı maddeden oluşmaktadır.Katı maddeler arasında yaklaşık yüzde 30 ölü bakteri,10-20 yağ,10-20 inorganik madde,2-3 protein ve 30 kadar da sindirilmemiş kaba maddeler vardır.Ayrıca sindirim sıvılarında safra pigmenti gibi kuru içerik ve dökülmüş epitelyum hücreleri de vardır.Bilirübinden gelen sterkobilin ve ürobilin dışkının kahverengi olmasına yol açar.Kokusu ise,bakteri etkinliği ile oluşan ürünlere bağlıdır.Kişiden kişiye kolondaki bakteri florası ve yenilen besinlerin tipine göre bağlı olarak değişiklik gösterir.
Yediğimiz gıdalar bu yollardan geçerek dışkıya dönüşmektedir.O nedenle ne yediğimize dikkat edelim,bağırsaklarımızı ve metabolizmamızı yormayalım.

Sağlıklı ve sağlıkla kalın :)