11 Nisan 2016 Pazartesi

SEDEF ROMATİZMASI MI?

Merhaba sevgili okurlar ,

Psöriatik artrit, inflamatuar artrit ile karakterize, romatizmal (eklemler ile ilişkili) bir durumdur ve genellikle kuru, pullu, kalın ve iltihaplı deri ile birlikte görülen (psöriatik seri lezyonu) kesin nedeni bilinmeyen bir hastalıktır.
Halk arasında sedef hastalığı olarak da bilinen; deride kızarıklık ve soyulma, beyaz pullanmalarla seyreden döküntülü bir cilt hastalığıdır. Sedef hastalığı, vücudun bağışıklık sistemi tarafından deriyi hedef alarak saldırmasından kaynaklanır. Bazı sedef hastalarında bağışıklık sistemi, derinin yansıra eklemlere de saldırarak eklemde iltihap gelişmesine neden olur. Sedef gibi, psöriatik artrit semptomları da alevlenme ve yatışmalarla seyreder. Hastalık bulguları kişiden kişiye değişir; hatta aynı kişide bile zamanla tuttuğu eklem bölgeleri değişebilir.


Eklem belirtileri:



  • El, ayak, diz be ayak bileği eklemlerinde şişme
  • Aynı zamanda birkaç eklemde inflamasyon fakat bu eklemler ağrılı, şiş ve kızarık olabilir; bazen el ve ayak parmaklarının eklemlerinde inflamasyon, parmakların “sosis” gibi olmasına neden olur.
  • Genellikle sabahları daha kötü olan eklem sertliği
  • Sırtın alt bölümlerinde, kalçada, boyunda ve sırtın üst bölümlerinde ağrı ve sertlik

Deri ve tırnak belirtileri:



  • Kuru, pullu, kalın ve iltihaplı deri
  • Tırnaktaki değişiklikler; psöriatik artritli hastaların %80’inde tırnak sırtında çukurlaşma görülür.
Deri ve artrit semptomları ayrı ayrı oluşur. Psöriatik artritli hastaların yaklaşık %70–85’inde deri lezyonları artrit semptomlarından önce oluşur. Artrit semptomları hastaların yaklaşık %15’inde daha önce oluşur. Bazı durumlarda, deri semptomları eklem semptomları ortaya çıkmadan yaklaşık 10 yıl önceden var olmuş olabilir.
TEDAVİ
Psöriatik artritin tedavisi, hastadan hastaya ve tutulan eklem bölgesine göre değişir.
Eklemde ağrı ve iitihabı gidermek için steroid olmayan inflamasyon gideren ilaçlar (NSAİİ-naprosyn, diklofenak, indometazin gibi), mide korunarak tok olarak alınabilir. Tek eklem tutulumunda, eklem içine kortikosteroid enjeksiyonu yapılabilir. Ancak ağızdan (sistemik) kortikosteroid tedavisi, psöriatik artritte kullanılmaz; cilt döküntülerini arttırır.
Hastalığı uzun süreli kontrol altına almak ve eklemde hasar gelişmesini önlemek için; hastalık seyrini değiştiren romatizma ilaçları kullanılır. Bunlar metotreksat, leflunomid, sulfasalazin, siklosporin’dir. Bazen bu ilaçlar, birbiriyle kombine edilerek kullanılabilir. Sıtma ilacı hidroksiklorokin (Plaquenil) tedavide yardımcı olabilir, ancak sedef alevlenmesine neden olacağından, genellikle kaçınılır. Azatioprin, şiddetli psöriatik artrit formlarında tek veya diğer tedavilerle kombine edilebilir. Yukarıda belirtilen ilaçlara dirençli hastalarda, anti-tümör nekroze edici faktör (anti-TNF) adlı biyolojik ilaçlar-adalimumab (Humira), etanercept (Enbrel), infliksimab (Remicade), golimumab (Simponi) tek başına veya metotreksatla beraber kullanılabilir.

Ciddi hasar görmüş eklemlere; diz ve kalça eklemine protez ameliyatları gibi onarıcı cerrahi tedaviler yapılabilir.
Sağlıklı ve sağlıkla kalın

1 Nisan 2016 Cuma

GOLF SEVERLERİN KORKULU RÜYASI..

Merhaba sevgili okurlar,
Dirsek eklemi humerusun (kol kemiği) alt ucu ile ulna (iç ön kol kemiği) üst ucunun birleşmesi ile meydana gelir. Kol anatomik duruşta iken dirsek eklemine arka taraftan bakıldığında üç adet çıkıntı izlenir. Humerusun (kol kemiği) medial (iç) taraftaki çıkıntı bölgesine medial epikondil denir.
Medial epikondile ön kolun aşağı doğru hareketini sağlayan bazı kasların tendonları yapışır. Sürekli ve zorlayıcı şekilde yapılan hareketler esnasında medial epikondile tutunan tendonlarda küçük yırtıklar, ödem ve ağrı oluşabilir. İşte bu hastalığa medial epikondilit veya golfçü dirseği hastalığı denir. Bu hastalık sadece golfçülerde değil, aynı zamanda tornavida çevirme, örgü örme, ağır taşıma gibi işlerde çalışanlarda da sıkça gözlenir. Golfçü dirseği genelde 25-50 yaşları arasında erkeklerde görülür.
TEŞHİS
Golfcü dirseği genel olarak tıbbı geçmiş ve hastanın anlatacağı olaylara sonrası yapılan fiziki muayene ile anlaşılır.Ağrılı bölgeye basınç uygulamak ayrıca bilekler ile çeşitli hareketleri yaptırmaya çalışmak doktor için ayırt edici birer seçenektir.Hasta, dirseğin iç alt kısmından el bileğine yayılan ağrı,hassasiyet bölgede kızarıklık ve şişme gibi şikayetlerle doktora başvurur. Ön kolun aşağı hareketinde şiddetli ağrı ve hassasiyet gözlenir.

TEDAVİ


Ağrı geçinceye dek 3-4 saat aralıklarla 20-30 dakika süreyle dirseğe buz uygu¬lanır. Dirsekte şişme varsa kolu yüksekte tutmak fayda sağlar. Şişmeyi önlemek için dirseğe elastik bandaj sarılır. Tenisçi dirseği için kullanılan dirseklikler golfçü dirseğinde de kullanılabilir. Bu şekilde kasların ağrılı epikondili zorla¬maları önlenmiş olur. Ağrı kesici ve yangı giderici ilaçlar hem ağrının azal¬masını sağlar hem de iyileşmeyi hızlandırır. Bazı hastalarda medial epikondil çevresine kortizon enjeksiyonları da aynı işlevi görür. Bu tedavilere dirençli hastalar için cerrahi tedavi düşünülebilir.
Ağrı iyileşene kadar durumu kötüleştirecek sporlardan ve aktivitelerden kaçınmak gerekir.

Sağlıklı ve sağlıkla kalın

27 Mart 2016 Pazar

SUDECK ATROFİSİNDE ERKEN FİZYOTERAPİ

Merhaba sevgili okurlar,

Sudeck atrofisi olarakta bilinen “Refleks sempatetik distrofi sendromu (RSDS)” na , kompleks rejional ağrı sendromu adı da verilir. Sudeck atrofisi :ağrı, progressif yani ilerleyici fonksiyon kaybı , kemik zaaafiyeti ve sakatlık ile karakterizedir. Başlıca özelliği yanıcı nitelikte ısrarlı ağrıdır; hafif şekilleri oldukça sıktır – daha şiddetli formları sakatlayıcı olabilir ve tedavisi daha zordur.
Genellikle kalp rahatsızlıkları ya da el veya ayaklarda meydana gelen travmalar sonucu oluşur. Sıklıkla yaşlı kişilerde görülür. Sudeck atrofisi 2 yerde olabilir. Omuz – el ve ayak tutuluşu sıktır. Kolu tutunca omuz-el sendromu adını alır. Omuz-el sendromunda omuz ve elde değişiklikler olmasına karşın dirsek sağlam kalır. Hastaların çoğu 50 yaşın üzerindedir. Ayak tutulması da çok sıktır ve en önemli kırık komplikasyonlarından birisidir.

“Kompleks bölgesel ağrı sendromu” erken dönemde tedavi edilmezse hastalarda dayanılmaz ağrılar, “maymun eli” gibi bir el ve geri dönüşü olmayan fonksiyon kayıpları ortaya çıkar. 

Klinik evreleri:

1 - Akut: Birkaç haftadan 6 aya kadar

  • Ağrı, hipersensitivite, ödem, vazomotor değişiklikler
  • Artmış kan akımı ısı artışına ve cilt rengi değişikliklerine yol açar.
  • Hiperhidroz
2 - Distrofik: 3-6 ay
  • Sürekli ağrı, disabilite, atrofik cilt değişiklikleri
  • Kan akımında azalma, sıcaklıkta azalma
  • Hiperhidroz
3 - Atrofik
  • Atrofi ve kontraktürler
  • Cilt parlak, soğuk ve kurudur
Hasta bölgede: ağrı ve şişlik, deri değişiklikleri, terleme bu sendromda görülen belirti ve bulgulardır.
Tanıda radyografi, bilgisayarlı tomografi ve kemik sintigrafisinden yararlanılır. Sudeck atrofisinin tedavisi ; fizyoterapistler tarafından yapılacak değerlendirmelerin ardından yapılır.Tedaviye ne kadar erken başlanırsa alınan sonuç o derece iyi olur.


TEDAVİ

Eğer sudeck hastalığına ait kuşku doğrulanırsa çok çabuk müdahale gerekiyor. Temel hedef ekstremitelerin fonksiyonunun korunması, daha doğrusu fonksiyonların eski durumuna getirilmesidir. Burada en önemli tedavi yöntemleri olan fizik tedavi ve ergoterapinin başarıyla uygulanması için uygun ağrı tedavisi gerekmektedir. Hafif biçimlerin ve kompleks bölgesel ağrı semdromunun çok erken tanınması durumunda, non steroidal anti inflamatuvar ilaçlar ya da metamizol yeterli olabilir. Ancak, ağır vakalarda; nöropati tedavisinin genel uygulamaları yanında gabapentin veya pregabalin gibi antikonvülsif ilaçlar da kullanılır. Opioidlerin de ağrıyı azaltmak için, alternatif ya da ek olarak kullanım endikasyonu bulunmaktadır.

25 Mart 2016 Cuma

BİR ÖMÜR İNCİR YİYİN !!!


Merhaba sevgili okurlar,
İncir (Ficus carica), anavatanı doğu Akdeniz ve güneybatı Asya (Türkiye'den Afganistan'a kadar) olan, ağaç ya da ağaççık nitelikli bir bitkitürü ve bu türün meyvesidir.

 Besin Değeri

1 adet incir (yaklaşık 65 gram)

47 kalori
0.5 gr protein
90.9 IU A vitamini (günlük ihtiyacın %2’si)
1.3 mg C vitamini (günlük ihtiyacın %2’si)
3 mcg K vitamini (günlük ihtiyacın %4’ü)
0.3 mg niasin (günlük ihtiyacın %1’i)
0.1 mg B6 vitamini (günlük ihtiyacın %4’ü)
3.8 mcg folat (günlük ihtiyacın %1’i)
0.2 mg B5 vitamini (günlük ihtiyacın %2’si)
22.4 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %2’si)
0.2 mg demir (günlük ihtiyacın %1’i)
10.9 mg magnezyum (günlük ihtiyacın %3’ü)
9 mg fosfor (günlük ihtiyacın %1’i)
149 mg potasyum (günlük ihtiyacın %4’ü)
0.1 mg bakır (günlük ihtiyacın %1’i)
0.1 mg manganez (günlük ihtiyacın %4’ü) içerir.
Yukarıdaki rakamlar 4 yaş üzeri için önerilen 2000 kalorilik referans diyetine göre oluşturulmuştur. Günlük vitamin ve mineral ihtiyaçları kişinin sağlık durumuna göre değişebilmektedir.

FAYDALARI

Tansiyon: İncir potasyum bakımından oldukça zengin bir meyvedir. Potasyum minerali tansiyonun (kan basıncının) dengelenmesine yardımcı olur. Günümüz beslenmesi genel olarak daha az potasyum içeren sebze ve meyve, daha çok sodyum içeren hazır gıda, konserve besin ve fast-food içerdiği için yüksek tansiyon en yaygın sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Düzenli olarak incir gibi potasyum bakımından zengin sebze ve meyveler yemek (koyu yeşil yapraklı sebzeler, beyaz fasulye, balık, mantar, muz…) yüksek tansiyonu ve buna bağlı olarak gelişen kalp ve damar hastalıklarını önlemeye yardımcı olur.

Kabızlık: Kabızlık yetersiz besin lifi ve vücudun ihtiyaç duyduğundan daha az miktarda sıvı tüketimi nedeniyle sertleşen dışkının bağırsaklardan geçmesinin zorlaşmasıyla oluşur. Beslenme alışkanlıkları kabızlığın başlıca nedenidir. Düzgün bir sindirim sistemi ve düzenli olarak tuvalete çıkabilmek için besin lifi bakımından zengin sebze ve meyveler tüketmeli, ayrıca gün içinde içtiğiniz su miktarını artırmalısınız. İşte bu noktada yüksek oranda besin lifi içeren incir kabızlığa karşı tüketilmesi tavsiye edilen meyvelerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle kurutulmuş incir bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı gıdalar arasında ilk sıralarda geliyor.

Diyabet: Diyabetik beslenme listeniz için uygun bir meyve arıyorsanız incir tam size göre olabilir. Besin lifi bakımından zengin incir gıdalardan alınan şekerin sindiriminin ve vücut tarafından emilimini yavaşlatır. Bu özelliği ile hem tip 2 diyabet hastalarına hem de tip 2 diyabet riski bulunan kişilere önerilen meyveler arasındadır.

Kemik Sağlığı: Neredeyse tüm sebze ve meyveler kemi sağlığına katkıda bulunur ve kemik hastalıklarından korunmamıza yardımcı olur. Ancak magnezyum, kalsiyum ve K vitamini içeren incirin bu meyveler arasında özel bir yeri var. Magnezyum kalsiyumun vücut tarafından işlenmesine yardımcı olurken K vitamini kalsiyumun kemikleri güçlendirmesini sağlar.

Antioksidan: Kurutulmuş incir antioksidan bakımından en zengin kuru meyveler arasında yer almaktadır. Meyve kaynaklı antioksidanların özellikle göz sağlığının korunmasında sebze kaynaklı antioksidanlara göre daha etkili olduğu bilinmektedir. 55 yaş üstü yetişkinler arasında yaygın olarak görülen bir göz hastalığı olan sarı nokta (makula dejenerasyonu) hastalığından korunmak için düzenli olarak kuru incir yiyebilirsiniz.

Demir: 1 adet incir günlük demir ihtiyacının %1’ini karşılar. Demir eksikliği nedeniyle demir bakımından zengin sebze ve meyveler tüketiyorsanız inciri listenize eklemenizi öneririm.

Kilo Verme: Besin lifi bakımından zengin besinler sindirimi yavaşlatıp kan şekeri dalgalanmalarını önler. Bu sayede yeterli miktarda besin lifi alındığından tokluk hissi daha uzun sürer ve dolayısıyla gün içinde daha az yemekle daha uzun süre tok hissedebilirsiniz. Yüksek oranda lif içeren incir hem lezzetli bir atıştırmalık olarak hem de tokluk hissini uzatma özelliğiyle kilo vermenize yardımcı olabilir.

Kalp Sağlığı: İçerdiği potasyum ile kalp hastalıklarının önünü açan yüksek tansiyonu dengeleyen incirin kalp sağlığı için faydalı bir diğer özelliği de incir yapraklarının trigliseritleri (kanda bulunan yağ formu) düşürmesidir. İncir yapraklarıyla çay hazırlayarak kalp sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

B Vitaminleri: Taze ve kurutulmuş incir B5 vitamini, folat (B9 vitamini), B3 vitamini (niasin) ve B6 vitamini içerir. Tüm bu B vitaminleri gıdalar yoluyla alınan karbonhidrat, protein ve yağların vücut tarafından işlenmesi sırasında kullanılır.

Meme Kanseri: 51.823 kadının katılımıyla yapılan bir araştırmaya göre menopoz sonrası dönemde daha çok meyve kaynaklı besin lifi tüketen kadınların meme kanserine yakalanma oranı tüketmeyenlere göre %34 daha az. Lif bakımından zengin diğer meyveler arasında elma, hurma, incir, armut ve eriği sayabiliriz.

Kolesterol: İncirde bulunan pektin (suda çözünen lif) sindirim sistemine girdiğinde fazla kolesterolü temizler ve vücuttan atılmasını kolaylaştırır.

AFİYET OLSUN 😉

23 Mart 2016 Çarşamba

HOLLANDANIN İNCİSİ GOUDA !!!

Merhaba sevgili okurlar,

Geçmişi 1668 yılına dayanan bu ünlü peynir, Hollanda’dan tüm dünyaya yayılmıştır. Her lokmada bir başka lezzetini damağınızla tanıştıran gouda, koyu sarı rengiyle de iştah açıcı bir görünüm sergiler. Çok ideal bir sandviç peyniridir. Ayrıca ekmeğinizin üstünde fırında eritebilirsiniz. Rendelenmiş gouda ile karıştırılan makarna da damakta lezzet patlamaları yapar. Çok ağır tadı olmayan içeceklerle çok iyi uyum sağlar.
Tatlı bir aromaya sahip olan Gouda peyniri hafif yağlıdır. Hollanda’nın en ünlü peyniri olarak liste başındadır. Bir hafta ile yedi yıla kadar bekletme süresine göre farklı tatlara sahiptir. Bekleme süresi uzadıkça tadı keskinleşir. Şarap ile sunulanları yaşlandırılmış olan Gouda’lardır. Tatlı aroması için kısa süre bekletilenler tüketilir ve meyve ile servis edilir.

FAYDALARI
Yüksek oranda kalsiyum içerir. Vücudun kalsiyum ihtiyacının büyük bir kısmını karşılar.
Kemikleri güçlendirici özelliği vardır. Bu yüzden özellikle yaşlılar ve çocuklar bolca tüketmelidir.
Osteoporoz yani kemik erimesini engeller.
Sinir sistemine fayda sağlar.
Sağlıklı kas, kıkırdak ve iskelet sistemine sahip olmaya yardım eder.
Dişleri kuvvetlendirir. Diş minesine de fayda sağlar.
Çinko, potasyum, fosfor ve selenyum gibi mineralleri de içerir. Bu sayede hafızanın kuvvetlenmesine yardım eder.
Obeziteye karşı koruma sağlar.
Zayıflamaya ve kilo vermeye yardım eder. Düzenli kilo vermek isteyen kişiler diyet listelerinde mutlaka peynire yer vermelidir.
Diyabet yani şeker hastalığına karşı koruma sağlar.
Kalp dostudur. Kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
Protein ve vitamin açısından da zengindir.
İyi bir antioksidandır.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
A, B ve D vitaminlerini içerir.
İshali önleyici etkisi vardır.
Cildi güzelleştirir. Bu leziz yiyeceği tüketerek sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak mümkündür.
Saç bakımına yardım eder.
Göz sağlığını da korur.
Sindirim sistemini düzenlemeye yardım eder.
Kan basıncını düzenler.
Bağırsak bakterileri ve bağırsak florasını korur.
Kansere karşı da koruma sağlar. Özellikle meme kanseri, prostat kanseri ve mide kanserine karşı koruma sağlar.
Kötü huylu tümörlerin gelişimini engeller.
Tükürük salgısını uyarır.
Dişlerdeki plak oluşumunu azaltır.
AFİYET OLSUN 😉

22 Mart 2016 Salı

GRİDİRON SAKATLAR MI?

Merhaba sevgili okurlar,

Amerikan futbolu, ABD'de doğmuş, elle, ayakla ve eliptik bir topla oynanan takım oyunu. ABD ve Kanada'da sadece futbol olarak adlandırılır. Avustralya ve Yeni Zelanda da ise gridiron olarak adlandırılır.

Amerikan futbolunun ilk doğuşu, bir ilkokul öğretmeninin ilkokul çocuklarına ragbi oynatmak istemesiyle başlar. Kuralları ragbiye göre değiştirip, çocukların anlamasını kolaylaştırır ve ayrıca çocuklarını sert temaslardan korumak için koruyucu göğüs zırhı, kask ve koruyucu pedler içeren pantolon ekler. Daha sonra yaygınlaşarak gelişen spor önce lisede, daha sonra üniversitelerde oynanmaya başlar. Bunun akabinde profesyonel lig kurulur.

(NFL) Kuralları futboldan tamamen farklıdır. İngiltere ve eski sömürgelerinde oynanan ragbi oyununun bir varyasyonudur. Ragbiden farklı olarak koruyucu kıyafetler ve kask ile oynanır.
Amerikan futbolu, dayanıklılık, kuvvet, esneklik, sürat, çabukluk, strateji, disiplin ve azim gerektiren oldukça kompleks bir spordur.

Türkiye' de amerikan futboluyla ilgili ilk girişimler 1992 yılında Boğaziçi üniversitesi'nde başlamış ve diğer üniversitelerde de takımların kurulmasıyla, hızlı bir yayılma süreci ve taraftar kitlesi toplamaya başlamıştır. Gunumuzde özel ligde Boğaziçi, Hacettepe, İstanbul Teknik, Orta Doğu Teknik, Bilkent, Gazi, Ankara, Başkent, Anadolu üniversiteleri ve Kara Harp Okulu Amerikan Futbol takımları mücadele etmektedir. İlk takımlar arası müsabakalar 1993 yılında Boğaziçi ve Hacettepe üniversiteleri arasındaki özel maçlarla başlamıştır. Amerikan futbolunun geniş kitlelere yaygınlaştırılması, tanıtılması ve takımlar arası müsabakaların organize edilmesi ve yürütülmesi, üniversite Sporları Federasyonuna bağlı ve takımların temsilcilerinden oluşturulmuş olan, Türkiye Amerika Futbolu üst Kurulu (TAFüK) tarafından yapılmaktadır.

Son iki yılda üniversiteler arasında oldukça popüler bir spor halini alan ve hızla yayılan Amerikan Futbolunun, önemli bir taraftar kitlesine sahip olacağı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, spor çevrelerinin ve devletin yeterli desteği olmaması sporun hızlı yayılmasını olumsuz etkilemektedir. Öncelikle sporun sertliğinden dolayı kullanılması zorunlu olan koruma ekipmanları (Kask, shoulder-pad v.s) yüksek maliyet gerektirmektedir. Bu ekipmanlar Türkiye'de bulunmadığından ve yurt dışından getirilmesi zorunlu olduğundan, üniversitelerin spor kulüplerine ayrılan fonun bu miktarı karşılayamaması yüzünden, oyuncular sadece dişlik, dirseklik ve dizlik gibi basit malzemelerle bu oyunu oynamaktadır. Bu da daha çok ve çabuk sakatlıkların oluşmasına neden olmaktadır.
En yaygin gorulen sorun adale sorunlaridir.Adale sorunlarının başında burkulma veya adale yırtılması gelir. Eklemlerdeki bağların ya da çevresindeki dokuların ani ve ters bir hareketle gerilmesine ve bazen yırtılmasına burkulma adı verilir. Burkulma en çok ayak ve el bileği eklemlerinde görülür. Burkulan eklemde önce şiddetli ağrı duyulur, sonra birkaç saat içinde eklem çevresinde şişlik ve kızarıklık oluşur. Burkulan bölgenin soğutulması, bandaja alınması ve 1-2 saat kadar yükseğe kaldırılması gibi basit önlemler şişmeyi engeller. Soğutulan bölgede damarlar büzülünce kan akımı dört kat azalır. Soğutma uygulaması 5-6 dakikadan uzun sürmemelidir. Her uygulama arasında 7-8 dakika beklenmeli ve uygulamanın toplam süresi 24 saati aşmamalıdır. Aksi takdirde bölge soğuktan olumsuz etkilenir.

Diz sakatlanmalarının önlenmesi için öncelikle yapılması gereken spor ya da egzersiz yaparken dizlere odaklanmak ve hafifçe bükmektir. Egzersiz mümkün olduğu kadar yumuşak bir yüzeyde yapılmalıdır. Eğer egzersiz esnasında zıplıyorsanız, ilk pozisyonunuza dönerken dizlerinizi hafifçe bükün. Bacak hareketleri yaparken dizlerinizi 90 dereceden fazla bükmeyin. Böylece dizde meydana gelebilecek sakatlanmalar önlemiş olur.

Burkulma; eklemlerdeki bağların veya çevresindeki dokuların ani ve ters hareketler sonucu
gerilmesi veya yırtılması sonucu meydana gelir. Bu durum en çok ayak ve el bileği eklemlerinde görülür. Burkulan eklem önce şiddetli bir şekilde ağrımaya başlar. Burkulmadan birkaç saat sonra ise eklem çevresinde şişlik ve kızarıklık oluşur. Burkulan eklem hemen tedavi edilmelidir. Bölge öncelikle soğuğa tutulmalı (üzerine buz veya içi soğuk suyla dolu bir kap koyabilirsiniz), daha sonra bandajlanarak 1-2 saat boyunca yükseğe kaldırılmalıdır. Böylece şişme büyük ölçüde engelleyebilir. Soğutma işlemi 10-15 dakikadan uzun sürmemeli, her uygulama arasında 3 saat beklenmeli ve uygulamanın toplam süresi 24 saati aşmamalıdır. Bandajlama işleminden önce burkulan bölgeye merhem sürülmesi de iyileşmeyi hızlandırabilir.

Sprain (gerilme); bağın, strain (kopma) ise tendon ve kasın zedelenmesidir. Hafif, orta ve şiddetli derecede zedelenme meydana gelebilir. Hafif vakalarda bölgede hassasiyet ve şişlik görülür. Böyle durumlarda soğuk uygulaması yapılır ve bölge bandajlanır. Orta derecede zedelenmelerde yırtık ve bağ gevşekliği söz konusudur. Buz, bandaj ve istirahat uygulanmalıdır. Şiddetli derecede olanlarda uzmana başvurulur, gerekirse cerrahi müdahale yapılır.

Kramp kasların ani ve ağrılı bir şekilde gerilmesidir. Kramp en sık baldır kaslarında meydana gelir. Sıkı çorap lastikleri veya dar ayakkabılar da krampa yol açabilir. Kramp giren bölgeyi rahat bir konuma getirerek gevşetici masajlar yapılmalıdır. Birkaç dakika içinde kaslar normale dönecektir. Kramp anında şiddetli müdahaleden kaçınılması gerekir. Ağrı uzun sürerse bölgenin üzerine nemli ve sıcak bir havlu örtülmelidir.

Son yıllarda iyice yaygınlaşan Amerikan Futbolu sert ve zor bir spor olması yönüyle sakatlanmalara davetiye çıkarsa da; tutkunlarını cezp etmeye devam etmektedir. 

Sağlıkla ve Sağlıklı kalın.

13 Mart 2016 Pazar

MUCİZE Mİ,OSTEOPATİ Mİ?

Amerika'da 1870'li yıllarda Missouri'li bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından geliştirilmiş olan bu doğal terapi yöntemi, bugün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından bilimsel bir tedavi olarak kabul ediliyor. Still, herhangi bir organdaki sorunun, ilk bakışta belli olmasa bile, vücudun bir başka yerine de düzensizlik getirdiğine inanıyordu.

 Günümüzde bu inanç tüm bütüncül terapilerin esasını oluşturuyor. Örneğin, mide sinirleri ense ve sırttan geçiyor. Bu seviyedeki bir sıkışma kişide hazımsızlık yaratabiliyor. Geleneksel tıpta bu ilişki göz önüne alınmadığı gibi, kişi, tercihi iki değişik doktora gitmek olmadığı halde genelde hazımsızlık için bir doktora, ense ve sırt ağrıları içinse bir başka doktora görünmek durumunda kalıyor. 

Ancak osteopati, baş, ense, sırt, siyatik, eklemlerde görülen ağrılar, adale sorunları, sporla ilgili yaralanmalarda başvurulması gereken yöntem olduğu gibi, artritik durumlarda, astım, jinekolojik düzensizlikler, kronik yorgunluk, uyku sorunları, hamile kadınların doğuma hazırlanmaları ve forseps yardımıyla doğmuş bebeklerdeki bazı sorunlara yardımcı olabiliyor.

Visseral
Osteopatinin bir bölümüdür.Visseral Osteopatide iç organlar ve etraflarındaki anatomik strüktürlerin hareket kısıtlılıkları nın muayene ve tedavisini içermektedir.Organlar kendi aralarında bağ dokusu ile bağlıdırlar ve çoğu preriton tarafından çevrelenmektedirler.Bu sistem içerisinde hem çevre organlara karşı hemde kendilerine ait bir ririmsel hareketleri mevcuttur.
Bu hareketler hem iç hemde dış etkenler  (Postür bozuklukları,Skarlar,Enflamasyonlar ..)tarafından etkilenerek organlarda fonksiyon bozukluklarına yol açmaktadırlar.Uzun vadede tedavi edilmediğinde dokular arası yapışıklıklar ve kronik aşırı yüklenme sendromları oluşabilmektedir.(Mesane ,Böbrek pitozları,Menstruasyon problemleri,İnkontinans gb..)
Bu hareketler tecrübeli bir osteopat tarafından hissedilebilmekte ve soft mobilizasyonlarla tedavi edilmektedir.Bu sayede organın vitalitesi ve kas iskelet sistemi ile olan iç balansı düzenlenerek otoregülasyon mekanizmasının daha iyi çalışması sağlanır.

Paryetal
Osteopatinin bir bölümüdür.Bu sistemde Eklemler,kaslar,Tendonlar,Fasyaların hareket kısıtlılıkları muayene ve tedavi edilirler.
Kas iskelet sistemi insan vücudunun destek ve hareketinden sorumlu bölümüdür.Kemikler,Omurga ve eklemler ve band aparatları bu sistemin parçalarıdırlar.Kas sistemi ise Kasları,Tendonları,ve fasyaları içermektedir.
Fasyalar tüm sistemler ri sararak aralarında kesintisiz bir bağ kurarlar.
Tüm bu siatem sinir sistemi ile birlikte çaluşır.Aşırı ve yanlış ,yetersiz yükleme bu yapılar arasındaki denge ve fonksiyonları bozabilir.Paryetal sistem içerisnde tüm bu yapılar tedavi edilebilmektedirler.
Osteopat bu sistemleri ve yapılarının işleyişi hakkında yeterli bilgisi sayesinde semptom (çoğu zaman problemin görüldüğü yer ile sebeb aynı yer değildir.)ve ana etkeni değişik osteopatik yöntemlerle bulabilme becerisine sahiptir.
Tedavide Kas-Enerji Teknikleri,Spesifik Manipulasyon ve Mobilizasyonlar,Fasya teknikleri kullanılmaktadır.
Paryetal osteopati sayesinde eklem lerdeki hareket kısıtlılıkları,Kaslardakı tonus artışları,doku yapışıklıkları mobilize edilerek ağrısız ve vital fonksiyonları iyi çalışan bir doku rejenerasyonu sağlanmış olur.

Cranial
Osteopatini bir bölümüdür.Cranio sacral Sistemde Cranial kemilerin küçük ince hareketleri,Sacrumun hareketleri ve bunlara ait dokuların hareketlerinin muayene-tedavisini içerir.
Cranial sistem bu sistem içerisinde sirküle eden sıvılarırın serbest halde harekete katılmasına yardımcıdır.
Cerebro_Spinal sıvının (Liquor) organizma içindeki anlamı
Liquor beyin dokusunun gelişimi ve fonksiyonu açısında önemlidir.Beyne ve sinirlere besin maddelerini ulaştırır.
Cranial osteopati teorisinde solunum ve kalp ritmi dışında vücudumuza özgü farklı ritimlerinde olduğunun kabul edilmesidir.Liquor ve sıvıların ritmi.Bu ince rezonans ritimler sıvılar üzerinden çevre dokulara iletilmektedirler.Osteopatlar bu ritimleri palpe ederek teşhise destek olarak değerlendirmektedirler.Bu ritimdeki değişiklikler hormonel sistem,İmmun sistem,Solunum ve Sinir sistemi ike yakından ilişkilidir.
Cranio-Sacral Sistemdeki bozukluklar Migren,Sırt ağrıları,İmmun sistem zayıflıkları gb bozukluklarla kendini gösterebilmektedir.

Tedavide değişik dokulara hafif bası ve gerilim uyarısı verilerek dogal iyileşme uyarılmaktadır.
OSTEOPAT KİMDİR?
Osteopat, fizyoterapist ve doktorların katılabildiği, ortalama 5 yıl süren osteopati eğitimini almış kişilerdir. Osteopati eğitimi anatomi ve fizyoloji temellerine dayanır. Osteopat; hastanın osteopatik muayenesini yapar ve bulduğu fonksiyon bozukluklarını osteoaptik tekniklerle tedavi eder. Vücuttaki her türlü dokuda tonus artışlarını ve fonksiyon bozukluklarını tespit ederek hastanın iyileşmesini sağlar. Adale ve sinir sistemlerindeki uyumu, organlarla ve cranial sistemle uyumu geliştirerek, sürdürerek, onararak yapılardaki mekanik dengesizlikleri düzelten osteopatlar tıbbın bütün imkanlarını kullanabilen lisanslı uzmanlardır.
Sağlıklı ve sağlıkla kalın..